14 Ağustos 2014 Perşembe

"Duvarların Dili" Pera Müzesi'nde Yankılanıyor

Son yılların yükselen trendi olan Sokak Sanatları-Graffiti kendine farklı bir yer bularak bir müzede yer alıyor! Evet, kulağa biraz tuhaf geliyor değil mi? Bundan 20-30 yıl önce sokakları boyayan serseriler olarak görülen graffiti akımı günümüzde nihayet sanat olarak algılanıp müzelere kadar girdi. 15 Ağustos itibariyle Pera Müzesi'nde başlayan “Duvarların Dili” sergisi; sokakların başkaldırısı olarak başlayan, günümüzde çağdaş kent sanatı olarak da adlandırılan ve son yıllarda sanat gündemindeki en popüler konulardan biri haline gelen grafittiyi “sokaktan müzeye” taşıyarak, sadece sanatsal bir çevreyi değil, birkaç kuşağı etkilemiş bu fenomenin hem kapsamını hem de kültürel çeşitliliğini yansıtmayı hedefliyor. 



Amerika, Almanya, Fransa, Japonya gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye’den de sanatçıların yer aldığı sergide; Futura, Mare 139, Cope 2, Turbo, Wyne, JonOne, Tilt, Mist, Psyckoze, KR, Herakut, Logan Hidotcks, C215, Suiko, Evol, Gaia, Tabone, Funk ve No More Lies gibi farklı jenerasyonlardan ve disiplinlerden sanatçılar Pera Müzesi’ne özel projelerini gerçekleştirirken, Martha Cooper, Henry Chalfant ve Hugh Holland gibi fotoğrafçıların ölümsüzleşmiş kareleri de görülebiliyor.











Kökenleri ilk çağ mağara resimlerine de dayandırılan graffiti, 1970’lerde New York’ta azınlık Afrika ve Hispanik kökenli gençlerin, varoluşlarını ifade etme ve alanlarını belirleme ihtiyacı ile doğdu. Kısa zamanda sade imzalar kaligrafik değer, stil ve renk kazanmaya başladı, çizimler daha büyük ve etkileyici biçimlerde, yeni ve ulaşılması zor alanlarda yaygınlaştı, hayali dünyalar ve karakterlerle zenginleştirildi ve bu sanata ilgi giderek arttı.



Günümüzde underground (yeraltı) dönemini geride bırakan graffiti ve sokak sanatı, artık vandalizm değil küresel bir sanat akımı olarak anılıyor. Sanatçıların farklı stil ve teknikler kullanarak çeşitlenen eserleriyle kültürlerarası bir değer yarattıkları bu sanat akımı, yalnızca bireysel bir var oluş mücadelesi olmaktan çıkıp toplumsal ve sosyal konuları da ele alarak daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Müzik ve dans ile yarattığı alt kültürün de etkisiyle kitlesini giderek genişleten graffiti ve sokak sanatı, sanatsal bir ifadenin yanı sıra bir yaşam biçiminin de altını çizdi.












Sergi, uluslararası ve yerel sanatçı seçkisi ve tarihsel bir incelemeye olanak veren kurgusuyla, sokağın günümüz dinamiklerini, farklı stil ve estetik anlayışlarını bir araya getiriyor ve bu akımı fotoğraf, müzik gibi disiplinlerle birlikte ele alıyor. Beyoğlu ve Beşiktaş Belediyeleri’nin bu sergiye ayırdığı kent duvarlarıyla, İstanbul sokaklarını da onlara açarak hem daha geniş bir alana ve kitleye yayıyor, hem de “içeri” ile “dışarı” kavramlarını tartışma imkânı veriyor.


  
Sanırım Türkiye'de ilk defa bir müzede graffiti sergisi açıldı. Sokak kültürünün modaya ve sanata bu kadar yoğun olarak yansıdığı günümüzde, ilgi alanınızda olmasa bile, gündemi takip edebilmek adına 5 Ekim'e kadar gezilebilecek sergiyi mutlaka ziyaret edin, kaçırmayın derim. Herkese iyi sergiler :)

6 yorum:

  1. Çok güzel anlatmışsınız kaleminize sağlık :)
    lezzetiperest.blogspot.com

    YanıtlayınSil
  2. mükemmel fotoğraflar mükemmel yazı
    www.elitstil.com

    YanıtlayınSil
  3. tebrik ederim. Emeklerinize sağlık. Sanat kokan bir yazı..

    YanıtlayınSil
  4. Çok geç kalmışım çok severim sokak resimlerini. www.acemiden.com

    YanıtlayınSil
  5. Ne kadar değişik resimler.MOdern soyut..

    YanıtlayınSil