24 Ocak 2014 Cuma

Brecht'ten Bir Başyapıt: Kafkas Tebeşir Dairesi

Aralık ayında prömiyeri yapılan Bertolt Brecht'in kaleme aldığı Kafkas Tebeşir Dairesi' Ocak ayı boyunca Zorlu Center Performans Sahnesi'nde oynanıyor. Biz de bu fırsatla sezonun en iddialı oyunlarından biri olarak gösterilen Kafkas Tebeşir Dairesi'ni izlemek için Zorlu'nun yolunu tuttuk. Bertolt Brecht’in 1944 yılında yazdığı Kafkas Tebeşir Dairesi, insanlık temasını işleyerek dil, din, ırk, mezhep ayrımı gözetmeden dünya insanına seçenek yaşama biçimi sunuyor ve bir insanlık mücadelesinin iç yüzüne iniyor. Evrensel bir nitelik taşıyan; iyilik, dürüstlük, özveri, mülkiyet gibi “insanlık değerlerinin”, çok farklı karşılıklar bulabildiği bir masaldan hareket eden Kafkas Tebeşir Dairesi  'Bir çocuğu doğuran mı annesidir, yoksa onu yetiştiren mi?' sorusuna cevap bulmaya çalışıyor.



Oyunun akışından kısaca bahsedersek; Perde, bir sarayın içerisinde açılıyor. Görünüşte bebeğinin üzerine titreyen prenses, kocası ayaklanmada öldürüldükten sonra sarayı terk ederken, hangi giysilerini yanına alacağını düşünmekten çocuğunu yanına almayı unutuyor! Ağlama sesinin üzerine çocuğu gören hizmetçi Gruşa çocuğu çıkan yangından kurtarıp yanına alıyor ve uzak köydeki kardeşinin yanına gidiyor. İsyan bastırılıp başkente döndüğünde ise eski gücüne kavuşan prenses, saraya dönmesinin tek yolu olan çocuğunu geri almak için mahkemeye başvurur.











Davaya bakacak olan hakim, keskin zekası ve konuşma yeteneğiyle idamdan dönen aç gözlü eski bir hırsız. Şimdi de en çok kim para verirse ondan yana işleyen bir "adalet sistemi" uyguluyor. Prenses parasıyla, Gruşa da sevgisiyle bu çocuğun gerçek annesi olduklarını kanıtlamak zorunda kalıyor. Brecht, aslında bu oyunuyla toprağın tapulu sahibine mi, yoksa onu en yararlı biçimde işleyen kişiye mi ait olduğunu tartışıyor. Bunu da, bir çocuğun, kendisini zor zamanlarda terk eden gerçek annesine mi, yoksa onu alıp her türlü güçlüğe göğüs gererek büyüten kadına mı ait olması gerektiğini tartışan ´tebeşir dairesi´ deneyi ile yapıyor.











Oyunun finalinde, çocuk ortaya tebeşirle çizilen dairenin içine bırakılıyor. Hakim Azdac kadınlara çocuğu çekmelerini ve çocuk kimde kalırsa onun olacağını söylüyor. Gruşa ve Prenses aynı anda iki kolundan çocuğu çekmeye başlıyorlar. Kısa süre sonra prenses çocuğu kendine çekmeyi başarıyor. Yargıç Azdak, çocuğun prenseste kalması gerektiğine hükmediyor. Gruşa yenilgiyi kabul etmeyip, ağlıyor. Bunun üzerine Azdak; "Madem çocuğu bu kadar çok istiyordun, niye gücünü sonuna dek kullanmadın?" diye soruyor. Gruşa'nın cevabı "Çok sert çekip, kolunu mu kırsaydım?" oluyor. Bu hassas durumda Azdak´ın kararı sizce ne oluyor?



Baş rollerini Songül Öden ve Levent Ülgen'in paylaştığı oyunla harika bir akşam geçirdik. 11 kişilik oyuncu kadrosu, beş kişilik orkestrasıyla oyun hiç bitmesin istiyorsunuz! Özellikle Akasya Durağı'ndan tanıdığımız Levent Ülgen oyunuyla devleşiyor. Songül Öden'in bu oyun için bir süre kafkas dansı eğitimi aldığını da belirtmeden geçmek istemiyorum. Sadri Alışık Tiyatrosu tarafından sahneye konan oyunu siz de kaçırmayın ve mutlaka izleyin derim. Herkese iyi seyirler ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme