28 Şubat 2013 Perşembe

Eric Draper ve The Photo Brigade İşbirliği


George W. Bush’un Beyaz Saray'da fotoğraflarını çekmiş ünlü fotoğrafçı Eric Draper, The Photo Brigade ile birlikte bir ekip kurarak tüm fotoğrafçıları belge nitelikli en iyi fotoğraflarını göndermek üzere bir yarışmaya davet ediyor. Fotoğraf çalışmanız herhangi bir şeyi veya bir kişiyi içerebilir. Ancak fotoğraf çekilirken önceden bir düzenleme olmamalı ve poz verilmemeli. Ayrıca, kesme ve genel tonlama dışında Photoshop'da herhangi bir oynama yapılmamalı.

Eric Draper ve The Photo Brigade tarafından seçilecek kazanan bir kişinin fotoğrafı The Photo Brigade sosyal medya kanalında gösterilecek. Ek olarak, bu kişi şunları alacak;
518 dolar değerindeki Induro CT113 carbon fiber tripod ve BHL1 low profile ballhead
360 dolar değerindeki PhotoShelter Standard Üyelik
80 dolar değerindeki AdoramaPix 10"x10" 26-sayfa Foto Albümü
400 dolar değerindeki Lensbaby Composer Pro (Sweet 35 optic ile)



Yarışmaya 3 Nisan 2013 tarihine kadar Türkçe dil desteği olan uluslar arası sanatçı platformu Talenthouse.com’dan katılabilirsiniz. Yarışma sayfasına doğrudan ulaşmak ve ödüller hakkında ayrıntılı bilgi almak için bu linki kullanabilirsiniz: http://tlnt.at/WaCFY9

Eric Draper ve The Photo Brigade Hakkında

Eric Draper Başkan Bush'un görev yaptığı 8 yıl boyunca onun baş fotoğrafçılığını yapmış ve Bush'u ofisteki günlük aktivitelerinde, dışarıda ve kişisel yaşamında fotoğraflamıştır. Draper'a Başkan'ın Özel Yardımcısı denilmiştir ve o bir Amerikan Başkanı için görevlendirilmiş ilk Beyaz Saray fotoğrafçısı olma ünvanını kazanmıştır.

The Photo Brigade fotoğrafçı Robert Caplin tarafından kurulan ve tüm serbest çalışanlara işlerini sosyal medya aracılığıyla daha geniş fotoğraf topluluklarına göstermelerine yardım eden online bir kaynaktır. Photo Brigade'nin amacı, freelance fotoğraf topluluklarını güçlendirmek, serbest çalışanların ve öğrencilerin en yeni eserlerini paylaşabilmelerini sağlamak ve benzer görüşe sahip insanlar arasında fotoğrafların paylaşılmasına olanak sağlayarak fotoğrafçılar için farkındalık yaratmaktır. 



3 Şubat 2013 Pazar

Brunch Serisine Devam 5

Porta Pera'da Pazar Brunch'ı

Uzun süredir görüşemediğimiz arkadaşlarımızla orta nokta olduğu için Taksim'de buluşup brunch yapmaya karar verince mekanın neresi olacağını açıkçası çok merak etmiştim. Malum Taksim'de kahvaltı ve brunch için kaliteli mekanlar bulunduğunu söylemek çok zor. Mekan olarak daha önce gördüğüm ama hiç denemediğim Porta Pera seçilmişti. Porta Pera'nın web sitesinde pazar günleri açık büfe kahvaltı olduğunu okuyunca içim rahatladı.



İstiklal Caddesi'nde Burger King'in sırasında, Fransız Konsolosluğu'nun karşısında yer alan mekana gittiğimizde açık büfe kahvaltı başlamıştı. 15 tl olan açık büfe kahvaltıdaki malzemeleri sayacak olursam; yukarıda da görebileceğiniz gibi siyah zeytin, yeşil zeytin, beyaz peynir, kaşar peynir, köy peyniri, domates, salatalık, salata, tavuk jambon, salam, sosis, haşlanmış yumurta, börek, bal, reçel, tereyağı ve mezelerden acılı ezme, patates salatası, havuç salatası ve amerikan salata.


3 katlı bir mekan olan Porta Pera'nın giriş katı  geldiğimizde full doluydu. Büyük bir grup olacağımız için gruba en uygun masayı üçüncü katta bulabildik ancak bu kez de büfe sadece giriş katta olduğu için sürekli aşağı inip çıkmak zorunda kaldık! Malzemelerin kalitesinden bahsedecek olursak kalite yerlerdeydi diyebilirim. Kahvaltının fiyatı 15 tl ama her zaman dediğim gibi bu tarz mekanlar gerekirse fiyatı yükseltsinler ancak kaliteyi bu kadar düşürmesinler. Söz konusu yemek olduğunda en önemli şey temizlik sonrasında da kalite bence. Dekorasyon, mekan, lokasyon vs'nin ikinci planda kaldığında bir çok kez şahit olduk. Açıkçası sizlere tavsiyem brunch için Porta Pera'yı tercih etmemeniz yönünde...illa ki bizim gibi Taksim'de buluşacaksınız Midpoint'i tercih edin derim. Hem daha güvenilir hem de daha kaliteli...Herkese şimdiden afiyet olsun...



1 Şubat 2013 Cuma

Hansel ve Gretel Cadı Avcıları

Beyazperde.com Ön Gösterimi 

Türkiye'nin en fazla okunan ve tıklanan sinema sitesi olan Beyazperde.com'un daveti üzerine Capitol AVM Cinemaximum sinemasına Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları filmini ön gösteriminde 3D izleme fırsatı bulduk.  Filmin fragmanını izlediğimizde aksiyon dolu oluşuyla oldukça dikkatimizi çekmişti. Klasik çocuk hikayesi olarak Hansel ve Gretel'i çocukluğunuzda mutlaka okumuşsunuzdur diye düşünüyorum. Film de benzer bir şekilde başlıyor: Ormanda yollarını kaybettikten sonra şeker ve çikolata kaplı cadının evinde tuzağa düşen kardeşler, akşam yemeği olmaktan son anda kurtuluyorlar ve işbirliği yaparak cadıyı kendi tuzağına düşürüyorlar. Bu ilk avlarından sonra hiç ayrılmadan beraber yola devam eden Hansel ve Gretel, gittikleri her kasabada, her orman derinliğinde acımasız cadıları avlamakta ustalaşıyorlar.



Geldikleri son kasaba olan Augsburg'da yaşanan çocuk kaçırma olaylarında, her zamankinden farklı bir gariplik olduğunu fark eden Hansel ve Gretel, kısa süre içinde kasabanın çocuklarının belli bir algoritmayla tek tek kaybolduğunu ve daha önce karşılaşmadıkları kadar büyük bir cadı kaosunun içinde bulunduklarını anlamaları çok da uzun sürmez. Cadıların amacı çok kısıtlı bir süre ortaya çıkan kanlı ayda ateşte yanmalarını engellemek için bir yılın her ayında doğmuş olan altısı kız altısı erkek olmak üzere on iki çocuk kaçırmak ve işlemi tamamlayabilmek için bir beyaz cadının kalbini almak.











İyi kalpli olan beyaz cadılardan birinin peşinde olan baş cadı Hansel ve Gretel'ie le geçirmeye çalışır ve işler burada karışır! Filmi izleyecek olan varsa buradan sonrasını okumasın derim :) Ama siz de benim gibi okuyup da etkilenmeyenlerdenseniz buyrun: Hansel ve Gretel filmin en başında anne ve babalarının neden onları ormanda yalnız başına bıraktıklarına film boyunca anlam veremiyorlar ancak çok da merak ediyorlar. Her ne kadar hayatları boyunca bu konuyu konuşmamaya söz vermiş de olsalar Gretel durumu anlıyor. Bunun üzerine baş cadı da gerçeği onlara anlatınca her şey daha anlamlı olmaya başlıyor!











Hansel ve Gretel'in anneleri bir beyaz cadı ve babası onları köylülerden korumak için, bilerek ormanın derinliklerine bırakıyor. Onların annelerinin idamını görmelerini istemiyor. Anneleri öldükten sonra babaları da dayanamayıp intihar ediyor. Gretel ise annesi gibi bir beyaz cadı oluyor. Baş cadı bu kez kanlı ay'da kullanmak üzere Gretel'i kaçıyor. Hansel, Mina ve Ben birlikte cadıların ayin yapacakları yere gidip Gretel'i kurtarmak için büyük bir mücadele veriyorlar...











Norveçli sinemacı Tommy Wirkola'nın yönetmenliğinde hayata geçirilen filmde Hansel ve Gretel kardeşleri  Jeremy Renner ve Gemma Arterton canlandırıyor. Gemma Arterton'ı Pers Prensi, Titanların Savaşı ve Quantum of Solace filmlerinden hatırlayacaksınız. Hansel'i oynayan Jremey Renner'ı ise Görevimiz Tehlike'de görmüş olmanız mümkün. Filmin 3D olması çok yerinde bir hareket olmuş. Dövüş sahneleri o kadar gerçekçi yapılmış ki 3D izlerken irkildiğimiz çok zaman oldu :) Aksiyonun hiç azalmadığı Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları'nı izlerken bir saniye bile sıkılmadık. Aksiyon ve fantastik film sevenlerin Hansel ve Gretel'e gitmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Herkese iyi seyirler şimdiden... Yazıma son verirken Beyazperde.com'a hem bizi davet ettikleri hem de güzel organizasyon için teşekkür ediyoruz.