24 Ocak 2013 Perşembe

Gurmebüs ile Lezzet Turu'na Çıktık

Fatih Rotası

Uzun zamandır sosyal medyada Gurmebüs'ü duyuyorduk ancak asıl tanışıp incelemem tamamen tesadüfen oldu. Google'da kendi blog'umun performansını ölçerken "Gurme" kelimesinden dolayı Gurmebüs de önüme çıktı ve incelerken kendi kendime dedim ki madem bu kadar çok ortak noktamız var kesin bir tura katılmalıyım :) En yakındaki turun en çok methedilen Fatih turu olduğunu görünce hemen kayıt olup 13 Ocak'ın gelmesini bekledik. Gezi günümüz geldiğinde grup Fındıklı tramvay istasyonunun hemen yanında buluştu ve Armada Hotel'in restore ettirdiği 1957 model Mercedes otobüsümüzle Fatih'e doğru yola çıktık.



Tura çıkmadan önce diğer bloglarda "mutlaka aç gidin, sakın sabah bir şey yemeyin" yorumlarını okumuş olduğumdan sabah yola çıkarken hiçbir şey yemediğim için kurt gibi açtım :) Fatih'e geldiğimizde ilk durağımız "Tarihi Fatih Karadeniz Pidecisi" oldu. Özellikle fırıncılık konusunda uzmanlaşan Fatih Karadeniz Pidecisi'nde, karadeniz mutfağının baş tacı birbirinden lezzetli pideler, üstüne kırılmış yumurta ve tereyağı ile servis ediliyor. Fatih Karadeniz Pidecisi’nin sahibi Giresunlu Mehmet Amca, 60 yıla yakın bir zamandır bu efsane pideleri memleketi Tirebolu’dan gelen malzemelerle hazırlıyor. Ancak ne yazık ki gittiğimizde öğrendik ki Mehmet amca vefaat etmiş ve aynı gün 40'ı okunuyordu :( Buradan tekrar Allah rahmet eylesin demek istiyorum...












Açıkçası pideler methedilen kadar lezzetli değildi ancak hepimiz çok aç olduğumuz için bir dakika içinde tükendi :) Burada ıspanaklı pide için ayrı bir parantez açmak istiyorum: Fatih Karadeniz Pidecisi'nin de yeni menüye eklediği ıspanaklı pide tam anlamıyla nefis! Hem çok lezzetli hem de çok hafif, şiddetle tavsiye olunur. Bir sonraki durağımızın "Paçacı Necip Usta" olduğunu öğrendiğimde kelle-paça sevmeyen biri olarak kafamda büyük soru işaretleri oluştu. Mercimek çorbası da varmış onu yerim derken, 40 yılda bir geldik zaten onda da denemem lazım dedim ve gözümü karartıp ben de paça çorbası istedim. Size şunu söyleyebilirim ki ben böyle lezzetli çorba görmedim! Dediğim gibi benim gibi hayatında kelle-paça-işkembe türü çorba içmeyen biri için bile inanılmaz lezzetliydi. Ön yargılı olan herkes Necip Usta'dan çıkarken çorbanın ne kadar iyi olduğundan bahsediyordu. Mutlaka deneyin, bu lezzeti kaçırmayın derim.










Karnımız yavaş yavaş doymaya başlıyor diye düşünürken ufak bir ara verdik ve yola aperatiflerle devam ettik. Üçüncü lezzet durağımız "Barbaros Yoğurtçusu" oldu. Fatih’te 2 şubesi ile hizmet veren Barbaros Yoğurtçusu'nun 91 yıldır “Doğal Tava Yoğurdu” nu müşterilerine sunduğunu öğrenince bu lezzeti daha önce nasıl kaçırdığımızı düşündük. Bir yandan yoğurdumuzu yerken diğer taraftan dükkanın vitrinine yerleştirilen sütlü tatlılara gözümüz ilişti. Bir daha ki sefere yoğurt yerine tatlı yemeye karar verdik :)











Yoğurtlarımız elimizde Fatih Camii'sine doğru yürümeye başladık. Gezi boyunca sadece yemek yemedik, rehberimiz Nilay bir yandan da bize Fatih'in tarihiyle ilgili hikayeler anlattı. Bir sonraki durağımız iştahımız açılsın diye "Ersoy Turşucusu" oldu :) Geçmişi antik çağlara uzanan turşunun, çeşitli sebze ve meyvelerin, “Salamura” adı verilen tuzlu ve asitli çökeltide bekletilmesiyle yapıldığını hepimiz biliyoruz. İlk turşunun Tükler tarafından üretildiğine dair rivayetler olduğunu duymuştum. Fatih’in en eski turşucularından biri olan Ersoy Turşucusu'nun, yaz boyunca dükkanı kapatarak doğal ve lezzetli meyve ve sebzeleri kendi elleriyle toplamak için yola koyulduğunu öğrendiğimde tamam dedim bu adamlar gerçekten bu işte usta. Turşu ve turşu suyuyla dolu bardağımızı aldığımızda tam bir lezzet tufanının içine düşmüştük! Tabii ki bu denemeden sonra herkez paketlerini almaya koyuldu, bu yüzden bu aşamada bayağı zaman kaybettik ama yine de buna değerdi ;) 











Turşunun iştahımızı açmasıyla kendimizi ana yemeklerin olduğu "Beşir Bahçıvan Sofrası"nda bulduk. Siirt yöresinin en ünlü yemeklerinden biri olan “Büryan Kebap” ve fes formundaki tencerelerde pişirilen meşhur “Perde Pilavı” Beşir Bahçıvan Sofrası’nın gözdeleri. Arabistan tecrübesinin ardından İstanbul’a yerleşen Beşir Bahçıvan, kurulduğu günden bu yana Siirt mutfağının en güzel örneklerini sunuyor. Size şöyle söyleyebilirim ki bütün gün yemek yemiş olmamıza rağmen perde pilavı ve büryan kebap'a dayanamadık, hiç yemek yememiş gibi yumulduk! Yanında gelen ayran ise tek kelimeyle muhteşemdi...Kesinlikle tekrar gideceğimiz lokasyonlardan biri...



















Tüm bunların üzerine Beşir Bey bizlere Siirt içli köftesi kital ikram edince değmeyin keyfimize durumu oldu :) Beşir Bahçıvan Sofrası'na Vedat Milor'un da gittiğini ve tavsiye ettiğini söylemekte fayda var sanırım! Zaten fotoğraflar bence her şeyi anlatıyor. Gidin, yiyin :) Bunların üzerine daha artık bir şey yiyemeyiz derken "Siirt Dost Gıda ve Peynirclik"ten yöresel peynirler gelince onların da tadına bakmadık desek yalan söylemiş olurum. 











Turumuzun son durağı "Durak Kebap" oldu. 1953 yılında başlayan lezzet yolculuğuna 2010 yılından beri Fatih’te devam eden Durak Kebap, meşhur “Satır Kebap ” ve “Çiğ Köfte” lezzetini misafirlerine sunuyor. Dillere destan “Sarı Burma”sı ile tatlı severlerin de ilgi odağı olan mekan Fatih Kadınlar Pazarı'nda hizmet veriyor. Durak Kebap'a gittiğimizde masalarımız hazırdı. Her masada çiğ köfteler, patlıcan salatası ve acılı ezme yer alıyordu. Herkes gırtlağına kadar doymuş olmasına rağmen satır kebabını, çiğ köfteyi ve sarı burmayı mideye indirerek ne kadar "Gurme" olduğunu ispatladı bence :) Şerbetli tatlı sevenlere sarı burmayı öneriyorum ama şekerli tatlı sevmeyenler için biraz ağır gelebilir. Satır kebabı ve özellikle çiğ köfteye söyleyecek pek söz yok. Mutlaka uğrayıp deneyin derim ;)



















Gurmebüs tur rehberlerimizin bize son sürprizi Fatih sarması oldu. Hem çok hafif hem de çok lezzetli olan bu tatlıyı hepimiz severek yedik. Hatta günün sonunda yapılan yarışmada herkes bana fatih sarması çıkar umarım diyordu :) Hazır yarışma derken, tur rehberini iyi dinleyin derim çünkü turun en sonunda yarışma yapılıyor ve o günkü mekanlardan hediyeler veriliyor :)











Resimlerden ve yorumlarımdan turun ne kadar eğlenceli ve lezzetli geçtiğini anlamışsınızdır sanırım. Gurmebüs turunu herkese tavsiye ediyorum. Gidin ve bütün gün yiyebildiğiniz kadar yiyin. Bunda sonraki ilk rota 9 Şubat 2013 cumartesi günü. Diğer turları da web sitesinden takip edebilirsiniz. Herkese şimdiden afiyet olsun :)



21 Ocak 2013 Pazartesi

Pera Müzesi'nden Çağdaş Arap Sanatı'na Bakış


Çöl ve Deniz Arasında

Pera Müzesi, 25 Ocak - 21 Nisan 2013 tarihleri arasında, Akdeniz’deki Arap ülkelerinin (Cezayir, Fas, Filistin, Libya, Lübnan, Mısır, Suriye, Tunus ve Ürdün) modern ve çağdaş sanatını gözler önüne seren, ilgi çekici bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Çöl ve Deniz Arasında: Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki.





Ortadoğu’nun en önemli koleksiyonlarından birine sahip Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden seçilen, Akdeniz kıyısındaki Arap ülkelerinden farklı kuşaklardaki 44 sanatçının 52 yapıtının yer aldığı “Çöl ve Deniz Arasında: Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki” sergisinde, Arap modern sanatındaki eğilimler; resim, çizim, seramik ve heykel gibi çeşitli alanlarda ifade buluyor. 

Ülkemiz insanının, bu ülkelerin insanlarını kültür ve sanat yoluyla daha iyi tanımasını sağlayacak önemli bir köprü kuran “Çöl ve Deniz Arasında: Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki” sergisi, Cezayir, Mısır, Ürdün, Libya, Lübnan, Fas, Filistin, Suriye ve Tunuslu sanatçıların şimdiyle geçmiş ve sanatsal yaratıcılıkla gerçek dünya arasında geliştirdikleri sorgulamalarını yansıtıyor.



Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi Genel Müdürü Dr. Khalid Khreis’in küratörlüğünü yaptığı serginin önde gelen destekçisi ise; Kraliyet Güzel Sanatlar Derneği’nin kurucusu, sanatçı ve sanat tarihçisi Prenses Wijdan Bint Fawaz Al-Hashemi. Kraliyet Güzel Sanatlar Derneği’nin 1980’de Amman’da kurduğu, modern ve çağdaş Arap sanatına odaklanan Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi, Ortadoğu’nun en önemli koleksiyonlarından birine sahip. İslam ve Arap ülkelerinin yanı sıra aralarında Asya, Afrika, Avrupa, Amerika ve Okyanusya’dan sanatçıların işlerinin de yer aldığı 3000’in üzerinde eser bulunuyor. 



Bölgesinde kültürel bir odak olmayı amaçlayan müzenin geniş koleksiyonundan yapılan bu seçki, modern ve çağdaş Arap sanatına bir bakış sunmayı hedefliyor. Sanatseverler, sergiyi 21 Nisan 2013 tarihine kadar izleyebilir, “Uzun Cuma” kapsamında ise her cuma 18:00 – 22:00 saatleri arasında ücretsiz gezebilir.



18 Ocak 2013 Cuma

Nickolas Muray: Bir Fotoğrafçının Portresi


Efsanelerin Fotoğrafçısı Nickolas Muray, Kariyerinin 100. Yılında Pera Müzesi’ne Konuk Oluyor

Pera Müzesi, 25 Ocak - 21 Nisan 2013 tarihleri arasında, 20. yüzyıl fotoğrafçılığının en ilginç ve renkli isimlerinden biri olan ve dönemin efsanevi yıldızlarını, dansçılarını ve reklam kampanyalarını fotoğraflayan Nickolas Muray’ın eserlerinden oluşan heyecan verici bir buluşmaya imza atıyor; “Nickolas Muray: Bir Fotoğrafçının Portresi” sergisi.



1920’lerde New York’taki en başarılı portre ve moda fotoğrafçısı, Macar asıllı Amerikalı Nickolas Muray’ın (1892-1965) 162 yapıtından oluşan “Nickolas Muray: Bir Fotoğrafçının Portresi” sergisinde, Amerikan reklam sektöründe büyük ün kazandığı Lucky Strike, Coca Cola, General Foods gibi markalara ait ilk renkli fotoğraflarla, John Crawford, Marlene Dietrich, Douglas Fairbanks Jr., Greta Garbo, Jean Harlow, Marilyn Monroe, Elizabeth Taylor, Claude Monet ve büyük aşkı Frida Kahlo gibi ünlülerin portreleri yer alıyor. 















Nickolas Muray’ın kariyerinin 100. yılında, dünyanın ve ABD’nin, film ve fotoğraf alanındaki en önemli müzelerinden biri olan George Eastman House ve Nickolas Muray Fotoğraf Arşivleri işbirliğiyle hazırlanan ve retrospektif bir düzenle ele alınan serginin küratörü Salomon Grimberg. 1930’larda çığır açıcı bir girişimle doğal renkli fotoğrafı reklamcılıkta kullanan Nickolas Muray, Olimpiyat şampiyonu bir eskrimciydi ve pilottu. “Gösterişli Nick” büyük yeteneği, çekiciliği, yakışıklılığı ve sınırsız yaratıcılığına rağmen, mütevazı bir yaşam sürmeyi başarmıştı.















Çalkantılı aşk yaşamıyla, karizmatik bir kadın avcısı olan Muray, Marilyn Monroe ile de özel bir dostluk geliştirmişti. Ancak, en büyük aşkı olarak tutkulu bir birliktelik yaşadığı Frida Kahlo bilinir. Sanatseverler, bu sergide Frida Kahlo’nun 42 fotoğrafını görebilecekler. 1920’li yılların en başarılı fotoğrafçılarından biri olan Muray’ın yapıtlarından zengin bir seçki 21 Nisan 2013 tarihine kadar izlenebilir. son olarak “Uzun Cuma” kapsamında müze her cuma 18:00 – 22:00 saatleri arasında ücretsiz gezilebiliyor. Havaların bu kadar kötü olduğu şu günlerde müze gezmekten daha güzel bir şey olabilir mi? :) Herkese tavsiye ediyorum, şimdiden iyi seyirler, sanat dolu günler...



9 Ocak 2013 Çarşamba

Pegasus Çok Gezenler Kulübü ile Londra'ya Gitme Sırası Sende!


Pegasus Hava Yolları, Facebook sayfasında yine yepyeni bir yarışmayla karşımızda! Pegasus’un uçmayı, kaçmayı ve yeni şehirler keşfetmeyi sevenlerden oluşan Çok Gezenler Kulübü, şimdi de Londra’ya gidiyor. Ama bu defa giderken yanlarında şanslı 2 kişiyi de götürecekler.

pegasus cok gezenler kulubu


Pegasus Çok Gezenler Kulübü ile Londra’yı karış karış gezmek isteyenler unutamadıkları tatil fotoğraflarını Pegasus Facebook sayfasındaki “Çok Gezenler Kulübü ile Sıra Sende” uygulamasına yükleyecek ve kazanmak için oyları bekleyecek!

En çok oyu alan 20 kişiden Pegasus jürisinin seçtiği 2 şanslı kişi muhteşem bir Londra seyahati için bavulunu toplamaya başlayacak! Bitmedi! Ayrıca verilen oylarla en çok oyu alan diğer 18 kişi Pegasus’tan yurt içi veya yurt dışı gidiş-dönüş bir uçak biletinde %50 indirim kazanacak!

Kazanmak isteyenler buraya!

Bir bumads advertorial içeriğidir.