13 Aralık 2012 Perşembe

Marka 2012'nin Ardından

Yılların Deneyimi ile Marka 2012 / 1. Gün

Pazarlama dünyasının en uzun soluklu konferansı MARKA 2012, 13-14 Aralık’ta Swissotel’de gerçekleşti. 11 yıldır Yapı Kredi World Ana Sponsorluğunda gerçekleşen MARKA 2012 Konferansına iki gün boyunca, iki bine yakın kişi katıldı. Katılımcılar, değişen marka yönetim dinamiklerini en yetkin isimlerden dinleme fırsatı buldular. 13. Yılında MARKA Konferansı'na hem Türkiye'den hem de uluslararası alandaki ilginin giderek arttığını söyleyen konferansın organizatörü Ayşegül Yürekli, konuşmasında konferansın marka kavramını ele alış biçimindeki yaratıcılığın bunda büyük payı olduğunu belirtti. Yürekli konuşmasının ardından sahneye, MARKA Konferansı’nın 13 yıldır moderatörlüğünü yaparak bu alanda bir dünya rekorunu elinde tutan BJ Cunningham’ı davet etti. BJ Cunningham, kendine has üslubu ve esprileriyle konferansın keyifli bir atmosferde başlamasını sağladı.



MARKA 2012’nin ilk gününde Egemen Bağış’tan Tom Aikens’a, Jean-Claude Biver’dan Nicholas IND’ye ünlü konuklar birbirinden renkli sunumlar gerçekleştirdi. Konferans salonunu dolduran katılımcılar ilk olarak MARKA 2012’in ünlü konuklarından Hollywood yıldızlarının ajansı Finch and Partners’ın Başkanı Charles Finch’i dinlediler. Finch’in, “ ’Celebrity’ Kullanımının Ötesinde, Bir Bütün Olarak Yaratıcı Süreç” konulu konuşması büyük bir ilgiyle takip edildi. Finch, ünlü kullanımının her zaman başarı getirmediğini; önemli olanın sanatçıyla marka arasında etkileşim yaratmak olduğunu söyledi. Finch’in ardından sahneye merakla beklenen bir başka konuşmacı Shay Drohan geldi. 1998 yılından bu yana Coca-Cola Company’de üst düzey yöneticilik yapan, dünyanın en etkili pazarlamacıları arasında anılan Shay Drohan, MARKA 2012 katılımcıları için “Ortak Değerlerden ‘Ortak Değer’ Yaratmak” başlıklı ilgi çekici bir konuşma yaptı. Ancak belki de konferansın en faydalı sunumu olmasına rağmen süresi bittiği için konuşmasının kesilmesi hepimizin canını sıktı!















MARKA Konferansı’nın keynote / ana konuşmasını geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ne yazık ki Avrupa Birliği Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış yaptı! “İstanbul Markası ve Avrupa İçin Değeri” başlıklı konuşma aynı zamanda MARKA 2012’in açılış konuşması oldu. Bakan Bağış, konuşmasında İstanbul’un marka potansiyelinin en üst seviyede değerlendirmesi gerektiğini söyleyerek “İstanbul’suz bir Avrupa Birliği eksik ve fakir kalır” dedi ve geri kalan konuşmasını hükümet propogandası yapmak için kullandı. Egemen Bağış "tekil" konuşmasının ardından, SkyTurk360 Ekonomi Müdürü Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı. Tam da bu konuşma sırasında twitter'ı ve interneti yıkan Gs-Fb atışması ortaya çıktı. Murat Sabuncu'nun sorularıyla sıkışan bakanın kaçış noktası oldu da diyebiliriz :) Murat Sabuncu'dan sonra, MARKA Konferanslarının Moderatörü BJ Cunningham da Egemen Bağış’a İstanbul markasının bileşenleri ve vaadleri hakkında sorular sordu.



“Keynote” oturumunun ardından sahneye heyecanla beklenen bir başka isim çıktı. Tom’s Kitchen Restaurant’larının kurucusu, 26 yaşında iki Michelin yıldızı kazanmak gibi az görülecek bir başarı yakalamış olan ünlü aşçı Tom Aikens’ı dinlemek bizim için gerçekten farklı bir deneyim oldu. Tom Aikens, “Kişisel Yeteneğe Dayalı Marka Gücü” konulu sunumunu, Doors grubunun Kurucu Ortağı Levent Büyükuğur’la birlikte yaptı. Ünlü aşçının bir de sürprizi vardı. Levent Büyükuğur ve Tom Aikens MARKA 2012 sahnesinden özel bir yemek tarifini uygulamalı olarak izleyicilere anlattılar. Sahnede somon balığı yapan ikilinin  yaptığından örnekler tüm salona dağıtıldı :) Levent Büyükuğur, “Bir kapıdan diğerine hayalleri gerçekleştirmek” konulu konuşmasında ise başarının formülünün tutkuların peşinden gitmek olduğunu, restaurant açmadan önce herkesin bu işin mutfağından geçmesi gerektiğini söylediğini ama aldırmadığını, bildiği yolda ilerlediğini anlattı.



MARKA 2012’de ilk günün ikinci yarısı, 3 Monkeys Communication’ın Kurucusu Angie Moxham’ın konuşmasıyla başladı. Moxham konuşmasında, “PR'ın gerçek değeri yazılan bültenler değil, yaratılan hikayeler” konusuna odaklandı. Alanında tanınan bir isim olan Angie Moxham, büyük başarı yakalayan 'Microsoft - Brandon Generator’ örneğini katılımcılarla paylaştı. Angie Moxham'dan sonra her tarafından reklam akan Tabanlıoğlu Mimarlık sunumunu dinledik. Melkan Gürsel Tabanlıoğlu ve Murat Tabanlıoğlu'nun sunumu o kadar sıkıcı ve markayla alakasızdı ki tüm salon bitse de gitsek moduna geldi!











İsmi MARKA 2012 programında açıklandığında büyük heyecan yaratan,  İsviçre saat endüstrisinin efsane lideri, lüks saat markası Hublot’nun arkasındaki dahi Başkan Jean-Claude Biver, tartışmasız konferansın ilk gününün en çarpıcı sunumunu gerçekleştirdi. Biver’ın konuşmasının konusu “Yenilikçilik ve İsviçre Saat Endüstrisi” olsa da Biver her konuya değindi ve herkese sunum dersi verdi. 20 dakika boyunca kağıda ve prompter'a bakmadan, hiç durmadan ve tökezlemeden konuştu; ilgiyi ayakta tuttu.



Biver'den sonra sahneye otomotiv sektöründen bir isim, Ford Otosan’ın Genel Müdürü Haydar Yenigün çıktı ve “Fonsiyonellikten Akıllı Güzelliğe – Sürdürülebilir Marka Olmanın Sırları” başlıklı sunumunda Ford Transit’in hikayesini anlattı. Haydar Bey espiri yeteneğiyle salonun ilgisini üzerinde tutmayı başarırken;  Transit'in kendi ağzından çekilen film de herkesi duygulandırdı. Yenigün’ün başarılı ve tam zamanında biten sunumunun ardından Kanyon'un Genel Müdürü Cem Eriç’in, “Çağdaş Şehirli Yaşam Merkezi Yaratırken Markalaşmanın Önemi” başlıklı konuşması dinledik ancak yine reklam kokan bir sunumdu ve ilgiyi üzerine çekemedi.



MARKA 2012’de ilk günün son konuşmasını, şimdiye kadar The Economist, Telenor, ABN AMRO, Mexx, Greenpeace International, Unicef ve Philips gibi müşterilerle çalışan “Marka Fikir Mucidi” Nicholas IND gerçekleştirdi. Nicholas IND düşüncelerini, “Co-Creation, Yeni Marka Yönetimi ve Fikri Haklar Boyutu" başlığı altında ifade etti. Bu sunum da ne yazık ki fazla ilgi çekemeyenler kategorisindeydi.

MARKA 2012’de her yıl olduğu gibi bu yıl da konferansa renk katan etkinlikler vardı. World yarışmasıyla Vadaa kazanabiliyorken, Ford standında atılan twitler ile fener kazanıp, Hürriyet standında doğum günü Hürriyet'inizi alabilir veya CNN Türk standında makyaj yaptırıp Tv spikeri olabiliyordunuz :) Aralar bu yıl daha uzun tutulduğu için birçok etkinliği denemeye zamanımız da oldu. Günün sonunda herkes elinde Vadaa maskotu ve doğum günü Hürriyeti ile Swiss Otel'den ayrıldı. Marka konferansı katılımcılarının ve sponsorlarının artık bir aile gibi olduğu düşünüldüğünde seneye de aynı yerde görüşürüz diyerek yazıma son veriyorum...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme