27 Aralık 2012 Perşembe

Gurme Lezzetler Kompleksi

Zaimoğlu Park Zirve

Çok yakın bir arkadaşımın düğünü için yolumuz Adana'ya düşünce bu fırsatı "Gurme" tatiline dönüştürmemek olmazdı :) Sabah 8'de uçaktan indikten sonra 15:00'teki nikaha daha vakit olduğu için rahat rahat kahvaltımızı yapabiliriz diye düşündük ve mekan arayışlarımıza başladık. Web'de biraz araştırma yapınca birkaç mekanın ön plana çıktığını gördük ve bunlardan en fazla tavsiye edilen, Zaimoğlu Park Zirve'ye bir göz atmaya karar verdik. Adana'nın Seyhan bölgesindeki mekanı navigasyon yardımıyla fazla zorlanmadan bulduk. Daha dışarıdan baktığımızda "tamam, burası doğru mekan" dedik ve açık büfe kahvaltı salonuna doğru ilerledik.



2005 yılında hizmete giren Park Zirve'deki tüm ayrıntıların özenle düşünülerek dekore edildiğini söyleyebilirim. Park Zirve küçük samimi bir davetten 1000 kişilik düğün yemeğine kadar her türlü organizasyona ev sahipliği yapacak şekilde tasarlanmış. Fransa'nın ünlü Le Maxim's i de burada, geleneksel Safiye Bar da! Adana'nın en ünlü kebapçısı, benim de en sevdiğim kebabpçı olan Onbaşılar'ın da Zaimoğlu'nun olduğunu öğrenince hem şaşırdım hem de bravo dedim...












Fazlasıyla acıktığımız için hemen kahvaltıya başlamak istedik ve çantalarımızı bırakıp açık büfenin yolunu tuttuk :) Peynir delisi biri olarak ilk işim peynir büfesine bakmak oldu: Ezine inek peynirinden, her türlü kaşar peynire, otlu peynirden köy peynirine aklınıza gelebilecek 10 çeşit peynir olduğunu görünce kendimi kaybettiğimi söylemek yalan olmaz :) Hemen peynirlerin yanında yine beş çeşit siyah-yeşil zeytin ve mücver, patlıcan kızartması, patates salatası vb zeytinyağlılar bulunuyordu. Bunların dışında domates, salatalık, reçel, bal, tereyağı, nutella vb klasik öğelerin de olduğunu belirteyim. Sıcak büfesine baktığımızda ise peynirli börek ile kıymalı ve patatesli pide hazırlanmıştı.












Tam yumurtalar nerede diye düşünürken haşlanmış yumurtaları ve omletlerin olduğu bölümü gördük. Yumurtaların yanına kızartılmış sucuk ve haşlanmış sosis de alınca tabağımız ağzına kadar doldu ve ilk sefer için bunları yiyip kısa bir mola vermeye karar verdik. Tabağımızdakileri yerken çaylar ve portakal sularının da servis elemanı tarafından getirilmesiyle midemiz bayram etti. Malzemelerin kalitesi ve hepsinin lezzeti birbirinden süperdi. Örneğin kahvaltı için gidilen her mekanda peynir-zeytin oluyor ama maalesef birçok yer daha fazla kar etmek adına ucuza kaçıyor ve kalitesiz malzeme kullanıyor. Burada ise tam tersi, hiçbir şeyden kaçınılmamış, tüm malzemelerde en iyileri kullanılmış.












Biz yukarıdaki büfelerden o kadar alıp yedik ki gözleme ve taze yapılan omletten alamadık ama eminim onların da tadı çok güzeldir :) Tüm bunların dışında "continental breakfast" sevenler de unutulmamış ve corn flakes de kahvaltıya eklenmişti. Üstüne meyve yiyecek kapasitem var derseniz kividen, elmaya, greyfurta kadar meyveler temizlenmiş ve doğranarak büfeye konmuştu. Biz ufak bir ara verdikten sonra bunlardan da yedik, hepsi birbirinden güzeldi.




















ParkZirve Zaimoğlu tartışmasız benim şu ana kadar gördüğüm en iyi açık büfeye sahip yerlerden biriydi. Hem mekanın kalitesi, hem servis, hem malzemelerin kalitesi hem de yemeklerin tadı açısından tam puan vereceğim nadir yerlerden biridir. Eğer yolunuz Adana'ya düşerse mutlaka zaman yaratıp brunch için uğrayın derim! Herkese şimdiden afiyet olsun :)



25 Aralık 2012 Salı

Burton Us Open Turnuvası

Snowboard Yapmayı Sevenler?

Nokia ve Burton US fotoğraf ve video çekmeyi sevenleri, snowboard kültürünün yaşam felsefesini yansıtacak film, fotoğraf veya tasarım çalışmalarını yarışmaya göndermeye davet ediyor. Yarışmayı kazanan 2 kişi, 27 Şubat 2013 - 3 Mart 2013 tarihleri arasında Nokia Lumia 920 lensi aracılığıyla kendi yolculuklarını sanatla, fotoğrafla veya filmle belgemek için Burton US Snowboard Şampiyonası'nda Nokia'nın resmi AAA medya takımına katılacak. Yarışma, dünyanın en büyük snowboard etkinliğine katılabilmek, snowboard yapanlarla tanışmak, festivali keşfetmek ve Vail, Colorado'daki büyüleyici dağları görmek için çok iyi bir fırsat.



Jüri tarafından seçilecek iki kişi Vail, Colorado'daki* (Nokia'nın resmi AAA medya ekibine katılacağını yer. Uçak bileti, 4 gecelik seyahat ve konaklamayı içeren tüm masraflar karşılanacak) bu deneyimi yaşamak için bir Nokia Lumia 920 alacak. Kazanan kişilerin nihai çalışmaları Nokia Lumia'nın kanallarında gösterilecek. Kazanan bir kişinin çalışması Clash Magazine aracılığıyla gösterilecek ve bu kişi 1000 dolar kazanacak. Yüksek beğeni toplayan bir kişi son model bir Nokia Lumia 920 smartphone kazanacak. En yüksek oyu alan bir kişi ise son model bir Nokia Lumia 920 smartphone ve Burton snowboard kazanacak.



Yarışmaya 31 Ocak 2013 tarihine kadar Talenthouse.com’dan katılabilirsiniz. Yarışma sayfasına doğrudan ulaşmak için: http://tlnt.at/Rtuecz

Burton US Snowboard Şampiyonası Hakkında:
2013 yılı Dünyanın En Büyük Snowboard Etkinliği'ni ve US Open tarihinde yeni bir sayfanın açılmasını görecek. Dünya çapındaki en iyi 100'ü aşkın kayakçı, 25 Şubat - 2 Mart 2013'de gerçekleşecek US Open'ın yeni merkezi olan Vail, Colorado'dan yollarını geçirecekler.



22 Aralık 2012 Cumartesi

Sofia Bistro'da Kahvaltı

Büyük Fiyasko

Mecidiyeköy'deki bir toplantı öncesi hem hızlı hem de kaliteli bir kahvaltı nerede yapabilirim diye düşünürken Cevahir'e doğru yol alarak en üst kattaki Sofia Bistro'yu denemeye karar verdim. Çok fazla vaktim olmadığı için direk kahvaltı tabağı istedim ve beklerken bir yandan da içeriyi incelemeye başladım. Dekorasyon oldukça güzel, fazlasıyla emek harcandığı belli oluyor. İç mekan, kırmızı abajurlar, kırmızı, bej ve pembe deri ve kadife kaplamalı oturma grupları, kimi kırmızı kimi siyah detaylı masalarla dekore edilmiş.



Hava güneşli olduğu için terasta oturmayı tercih ettim. Beklerken bir yandan da tv izlemek mümkün :) Kısa bir süre sonra kahvaltı tabağım geldi, her şey süper görünüyordu. Kahvaltı tabağında, sigara böreği, sosis, beyaz peynir, kaşar peynir, yeşil zeytin, siyah zeytin, tereyağı, bal, reçel, yumurta ve domates-salatalık bulunuyor. Oldukça zengin bir tabak, yanında sınırsız çay da geliyor. Ben her zamanki gibi taze sıkılmış portakal suyumu da söyledim ve büyük bir zevkle yemeğe koyuldum.



Sıcaklardan 1-2 lokma aldıktan sonra çatalımı domates-salatalık kasesine doğru uzatmamla birlikte kasedeki upuzun kılı görmem bir oldu! Bu tarz şeylerde çok hassas olduğum için genelde benim tabağımda çıktığı söylenir arkadaşlarım arasında da...Neyse, garsonu çağırıp durumu gösterdim. Kendisi çok özür dileyerek tabağı aldı ve yenisini getireceğini söyledi. Ben kahvaltıya devam etsem mi etmesem mi diye düşünürken, inceleye inceleye yemeye devam etmeye karar verdim. Bu arada yeni bir kase domates-salatalık geldi ama ne göreyim aynı kasenin içinde getirilmişti! Acaba sadece kılı alıp üzerine mi doğradılar, yoksa hepsini döküp aynı kaseye mi doğradılar emin olamadığım için yemedim. Açlığımı bastırıp kalkmaya karar verdim ve peynirler ile yumurtayı yedim. Tam son lokmalarımı yiyeyim derken, elimi attığım ekmeği bölmemle içinden kıl çıkması bir oldu! Bunu da garsona gösterdim ama o kadar midem bulanmıştı ki artık, hesabı isteyip kalktım!



Bu kadar rezilliğin üzerine para istemediler tabii ki ama ne olursa olsun benden size tavsiye Cevahir AVM'deki Sofia Bistro'ya gitmeyin. Zorunlu kalırsanız, ki kalmazsınız etrafta bir çok yer var, iki kere düşünün derim! Her türlü mekanda yemek yiyen biri olarak, bir restaurant için en hayatı nokta kesinlikle temizliktir bence! Yazıyı okuyanların midesini bulandırdığım için çok özür dilerim ama yemek yazılarından bazen gerçekler bu şekilde olabiliyor, uyarmak da benim görevim...



18 Aralık 2012 Salı

Marka Konferansı İzlenimleri / 2. Gün

Yılların Deneyimi

Marka Konferansı'nın ilk gününü bir önceki yazımda anlatmıştım. Bu yazıda da sizlere ikinci günün oturumlarından bahsedeceğim. İkinci günün ilk oturumunda benim de daha önce hiç duymadığım, KidZania markasının Dünya Başkan Vekili Phil Sandhaus sahneye çıktı. Phil Sandhaus, “Edutainment nedir? KidZania deneyimsel pazarlamanın benzersiz bir örneği” başlıklı sunumunda; çocuklar için tasarlanmış deneyim ve eğitim odaklı bir eğlence platformu olan KidZania projesini anlattı. Son dönemde çok tartışılan, geleceğin pazarlama yöntemi olarak gösterilen “Neuro-Marketing” konusu da MARKA 2012’de masaya yatırıldı. Millward Brown Güney Afrika Başkanı, Neuro-Marketing Uzmanı Erik Du Plessis’in, “The Branded Mind: Nörobilimin beyin ve marka bilmecesi hakkında bize anlattığı gerçekler” başlıklı konuşmasını katılımcılar büyük bir dikkatle takip ettiler.



Erik Du Plessis’in sunumunun ardından MARKA 2012 sahnesine PepsiCo Türkiye Yiyecek Pazarlama Direktörü Alpagut Çilingir çıktı. Çilingir, “Dijitalin Ötesinde Marka Stratejisi” başlıklı konuşmasında, marka yönetim stratejilerinin temelinde bulunan “5i’s” modelini paylaştı. Alpagut Çilingir, Frito-Lay’in “5i’s” modeli bilgi birikimiyle oluşan ve yılın en ses getiren kampanyalarından biri olan Doritos Akademi projesini canlı örnekleriyle ilk kez MARKA Konferansı’nda anlattı.



MARKA 2012 Konferansı’nın merakla beklenen konuşmacılarından Amanda Wakeley katılımcılarla buluştu. İngiltere'nin tanınmış bir moda markası olan Amanda Wakeley’nin Kurucusu ve Kreatif Direktörü Amanda Wakeley, sıradışı marka serüveni ile katılımcıları kendisine hayran bıraktı. Wakeley ayrıca önümüzdeki dönemde hayata geçireceği yeni stratejilerini de ilk kez MARKA 2012’de anlattı. Moderatörlüğünü kurumsal alanda olduğu kadar sosyal alanda da gerçekleştirdiği birçok liderlikle öne çıkan Okşan Atilla Sanön’ün yaptığı “Sanatla Markalaşan Şehirler” başlıklı panelde ise; İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, İstanbul Modern Şef Küratörü Levent Çalıkoğlu ve Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli konuşmacı olarak yer aldılar. Seansı izleyen pazarlama yöneticileri sanat sponsorluğu ile ilgili bilgileri dinleme fırsatı buldular.










MARKA 2012 Konferansı’nda ikinci günün yıldızı FEED projesinin yaratıcısı ve Başkanı Lauren Bush Lauren’dı. Dünya siyasetinin en önemli ailelerinden birinin kızı, ünlü modacı Ralph Lauren’ın gelini olan Lauren Bush Lauren’ın konuşması, “FEED'le Hayata Katkı – Doğa Dostu Tasarım ve Sosyal Sorumluluk” başlığını taşıyordu. Lauren Bush Lauren dünyadaki aç çocukları doyurma misyonuyla yarattığı markası FEED’in örnek gösterilen hikâyesini anlattı. MARKA Konferansı da bu değerli projeye destek verdi. FEED projesi kapsamında üretilen özel çantalar, MARKA 2012 ortak markalı olarak tüm konferans katılımcılarına armağan edildi. Böylece konferansın her bir katılımcısı hayatta kalmak için yiyecek yardımı bekleyen çocukların destekçisi oldu.



Öğle yemeğinin ardından günün ikinci yarısının ilk konuşmasını yapmak üzere TTNET Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Şahin Şen sahnedeki yerini aldı. “İletişim” ve “eğlencenin” günümüz tüketicisi için ayrılmaz bir ikili olmasının arkasındaki gerçekleri analiz eden Şen, “Dijital Eğlence Devrimi” konulu sunumunda; oyun, müzik, kitap, film gibi içeriklerin paylaşıldığı dijital mecralara ve yaşama şimdiden nüfuz etmiş geleceğin ürünlerine değindi. MARKA 2012 Konferansı, yaptığı her işle gündeme oturan İzzet Çapa ile sürpriz bir final gerçekleştirdi. Konferansın ilk gününde Egemen Bağış’la yaptığı oturumda, gündemin merakla beklenen sorularını sorarak başarılı bir gazetecilik örneği sergileyen SkyTürk 360 Ekonomi Müdürü Murat Sabuncu, bu kez İzzet Çapa’ya eşlik etti. Çapa, deneyimli gazeteci ve televizyoncu Murat Sabuncu’nun sorularını büyük bir içtenlikle cevapladı.











MARKA 2012 katılımcıları bu eğlenceli seansta İzzet Çapa’nın renkli dünyasına da tanıklık etme fırsatı buldu. İzzet Çapa’nın ekibinin gerçekleştirdiği Madonna şovunun yanı sıra Çapa’nın yaptığı “gangnam style” dansı MARKA 2012’nin kapanışına damgasını vurdu. MARKA 2012’de konuşmacıların sunumlarına renk katan başka etkinlikler de vardı. Son olarak Penti reklamında oynayan ve büyük beğeni toplayan şarkıcı Funda Kılıç, başarılı performansıyla katılımcılara eğlenceli anlar yaşatırken,  konferansın ana sponsoru World de sürpriz hediyeli bir yarışma düzenledi.



Türk iş dünyasının şovlarıyla ve devamlılığıyla en çok konuşulan konferansı olan “MARKA Konferansı” 13. yılında yine akılda kalıcı ve ilham verici konuşmalara sahne oldu. Konferansı büyük bir ilgiyle takip eden  bizler ajandalarımıza şimdiden MARKA 2013'ü kayıt ettik ve heyecanla bekliyoruz :) Fırsatınız olursa siz de kaçırmayın derim ;)



17 Aralık 2012 Pazartesi

Yılın Ofis Partisi

Youth Republic Yılbaşı Partisi

Geçtiğimiz hafta Facebook'ta gezinirken arkadaşlarımın akın akın bir event'e katıldığını görünce nedir bu diye merak ettim ve etkinliği inceleyince gençlik pazarlaması yapan Youth Republic'in genç pazarlama ve satış profesyonellerine yönelik bir partisi olduğunu gördüm. Şirket olarak Youth Republic'in müşterisi olmasak da pazarlama profesyoneli olarak grubun bir parçasıyım diye düşündüm ve hemen LCV'mi yaptırdım. İyi ki hemen yaptırmışım çünkü gidenlerin sayısı o kadar fazla olmuş ki 1-2 saat sonra lcv'yi kapatmışlar.



Partinin perşembe günü olmasını en başta hepimiz kınasak da sanırım kalabalığın miktarı 2 kat artmasın diye bilerek yapılan bir hareketti. Ki yerinde olduğunu da söyleyebiliriz çünkü bu durumda bile katılımcı sayısı 1200'ü bulmuş! Saat 19:30'da başlayan partiye aynı gün Marka Konferansı da olduğu için ancak 21:30'da gidebildik. Maslak'taki Youth Republic'in ofisinde olan partinin yerini bulmamız da bayağı zaman aldı. Youth Republic'in kendilerine ait, 1000 metrekarelik kapalı alanı, 500 metrekare de açık alanı bulunan bir ofisleri var.  Kalabalığı takip ederek alana geldiğimizde tüm bu alanların dolu olduğunu görünce ağzımız açık kaldı desek yalan olmaz! 



İçkilerimizi alıp sahneyi görebileceğimiz bir yere doğru yol alırken, sahnede Kargo Grubu'nun solisti Koray Candemir'in olduğunu görünce keyfimiz daha da bir yerine geldi. Koray sahnede en güzel şarkılarını söylerken kalabalıkla birlikte biz de ona eşlik ettik. Tam süper bir gece diye aramızda konuşurken sahneye Mor ve Ötesi'nin solisti Harun Tekin'in de çıkmasıyla keyifler tavan yaptı :) İkili birlikte, alışılmışın dışında bir Aşık Veysel türküsü söyledi.











Ertesi gün iş olduğu ve ajansta çalışan arkadaşlarımız gibi esnek mesai denilen kavrama sahip olmadığımızdan 1 saat sonra partiden çıkmak durumunda kaldık. Ancak bu kısa sürede bile çooook eğlendiğimizi ve seneye yeniden gitmek için 2013 yılının #yilinofispartisi 'ni heyecanla beklediğimizi belirtmeden geçmek istemiyorum. Hem sektörden tüm tanıdıkları bir arada görebilmek için hem de süper canlı performansları yeniden izleyebilmek için seneye Youth Republic'ten beklediğimiz partinin cuma gününe yapılması :) Bu yıl ki partiyi kaçıran meslektaşlarıma seneye kaçırmamalarını önerirken, şimdiden görüşmek üzere diyorum...



14 Aralık 2012 Cuma

BİFO & Fazıl Say Festivali

Fazıl Say'ın Yeni Senfoni Promiyeri

Bu yazımda size BİFO&Fazıl Say Festivali kapsamında gittiğimiz Oda Müziği konserini anlatacağım ama öncelikle genel olarak festivalin kapsamıyla ilgili de bilgi vermek istiyorum. İlk kez gerçekleştirildiği 2010 yılından bu yana klasik müzik tutkunlarının heyecanla beklediği BİFO & Fazıl Say Festivali, bu yıl 14, 15 ve 16 Aralık tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştiriliyor. BİFO & Fazıl Say Festivali’nde, Fazıl Say’ın ses getiren dört yeni yapıtı, Hezarfen, Viyolonsel ve Piyano Sonatı “Dört Şehir”, Panter ve Universe’ün Türkiye prömiyerleri yapılacak.



BİFO& Fazıl Say Festivali’nin ilk konseri 14 Aralık’ta Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde gerçekleşti. 15 Aralık’taki konserde Fazıl Say’a Borusan Quartet, Borusan Tahta Nefesliler Beşlisi ve sopranolar Dilruba Bilgi, Sanem Demircioğlu ve Nihan İnan eşlik etti. 16 Aralık’ta, etkinliğin son konserinde ise yine Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Fazıl Say’la birlikte sahnede olacak. 

Festival ‘’Hezarfen Ney Konçertosu”nun Türkiye prömiyeri ve Mezopotamya Senfonisi ile başlıyor. 14 Aralık Cuma akşamı BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal’ın yönettiği konserin ilk bölümünde, Fazıl Say'ın dünya prömiyerini BİFO ile birlikte Almanya’nın Mannheim kentinde yaptığı “Hezarfen” adlı ney konçertosunun Türkiye prömiyeri gerçekleştirildi. İkinci bölümde ise Say’ın hem günümüz Ortadoğu’sunu, hem tarih boyunca Mezopotamya kültürünü anlattığı, tüm dünyada yankı uyandıran eseri “Mezopotamya” adlı senfonisi seslendirildi. Konserde BİFO ve Fazıl Say’a Burcu Karadağ (ney), Aykut Köselerli (vurmalı çalgılar), Carolina Eyck (theremin), Çağatay Akyol (blokflüt) ve Bülent Evcil (bas flüt) eşlik ediyor.



Borusan Quartet ve Fazıl Say’dan “Dört Şehir” prömiyeri! 15 Aralık Cumartesi akşamı, bizim de dinlediğimiz konserde Say'ın piyano ve viyolonsel sonatı “Dört Şehir” Türkiye’de ilk defa seslendirildi ve sanatçının oda müziği yapıtlarına da yer verildi. Say’ın “Boşanma” adlı dörtlüsünü Borusan Quartet, nefesli sazlar beşlisi için yazdığı “Alevi Dedeler Rakı Masasında”yı da Borusan Tahta Nefesliler Beşlisi Fazıl Say ile birlikte seslendirdi. Konser boyunca bizim en etkilendiğimiz bölüm ise Behçet Aysan, Metin Altıok ve Aziz Nesin’in şiirlerinin seslendirildiği, Say’ın piyano ve soprano için yazdığı “Ses” bölümüydü. Bu bölümde sopranolar Dilruba Bilgi, Sanem Demircioğlu, Nihan İnan ve Aykut Köselerli (vurmalı çalgılar) Fazıl Say’a eşlik etti. Sopranolar o kadar başarılıydı ki bizi alıp bambaşka bir dünyaya götürdüler. Bu şiirlere eminim ki hiç bu bakış açısıyla bakmadınız!



BİFO& Fazıl Say Festivali 16 Aralık'taki ‘’Panter” ve “Universe”ün Türkiye prömiyerleri ile sona erecek. Festivalin, BİFO’nun Fazıl Say’la sahne alacağı, son konserini yine Gürer Aykal yönetecek. Konserin ilk bölümünde Schumann’ın La Minör Piyano Konçertosu, ardından Say’ın yirmi dört yaşındayken Berlin’de bestelediği konçertosu “İpekyolu” seslendirilecek. İkinci bölümde ise Say’ın “Panther” ve “Universe” adlı eserlerinin Türkiye prömiyeri gerçekleştirilecek. “Panther”, Dortmund Konser Salonu’nun 10. yılı onuruna sipariş edildi ve Say bu yapıtı Rainer Maria Rilke'nin "Der Panther" adlı şiiri üzerine besteledi.












“İstanbul” ve “Mezopotamya” senfonileri ile tüm dünyada yankı uyandıran Fazıl Say’ın üçüncü senfonisi olan “Universe” ilk kez Ekim ayında Avusturya'nın Salzburg kentinde seslendirildi ve büyük beğeni topladı. Yapıt, Evrenin Genişlemesi, Venüs, Jüpiter’de Fırtına, Dünya Benzeri Gezegen Gliese 581 g, Supernova ve Karanlık Madde bölümlerinden oluşuyor. Say bu yapıtıyla, daha önce orkestralarda hemen hemen hiç kullanılmayan theremin, daxophone ve vibratone gibi birçok yeni enstrüman ile klasik orkestra anlayışına da yeni bir bakış açısı getiriyor.

BİFO & Fazıl Say Festivali ile ilgili daha detaylı bilgiye Borusan Sanat'ın web sitesinden; biletlere ise Biletix'ten ulaşabilirsiniz. Vakti olan herkese konserleri takip etmelerini, kaçırmamalarını tavsiye ederim. Yoksa 2-3 yıl daha beklemek zorunda kalabilirsiniz :) Herkese şimdiden iyi seyirler...


13 Aralık 2012 Perşembe

Marka 2012'nin Ardından

Yılların Deneyimi ile Marka 2012 / 1. Gün

Pazarlama dünyasının en uzun soluklu konferansı MARKA 2012, 13-14 Aralık’ta Swissotel’de gerçekleşti. 11 yıldır Yapı Kredi World Ana Sponsorluğunda gerçekleşen MARKA 2012 Konferansına iki gün boyunca, iki bine yakın kişi katıldı. Katılımcılar, değişen marka yönetim dinamiklerini en yetkin isimlerden dinleme fırsatı buldular. 13. Yılında MARKA Konferansı'na hem Türkiye'den hem de uluslararası alandaki ilginin giderek arttığını söyleyen konferansın organizatörü Ayşegül Yürekli, konuşmasında konferansın marka kavramını ele alış biçimindeki yaratıcılığın bunda büyük payı olduğunu belirtti. Yürekli konuşmasının ardından sahneye, MARKA Konferansı’nın 13 yıldır moderatörlüğünü yaparak bu alanda bir dünya rekorunu elinde tutan BJ Cunningham’ı davet etti. BJ Cunningham, kendine has üslubu ve esprileriyle konferansın keyifli bir atmosferde başlamasını sağladı.



MARKA 2012’nin ilk gününde Egemen Bağış’tan Tom Aikens’a, Jean-Claude Biver’dan Nicholas IND’ye ünlü konuklar birbirinden renkli sunumlar gerçekleştirdi. Konferans salonunu dolduran katılımcılar ilk olarak MARKA 2012’in ünlü konuklarından Hollywood yıldızlarının ajansı Finch and Partners’ın Başkanı Charles Finch’i dinlediler. Finch’in, “ ’Celebrity’ Kullanımının Ötesinde, Bir Bütün Olarak Yaratıcı Süreç” konulu konuşması büyük bir ilgiyle takip edildi. Finch, ünlü kullanımının her zaman başarı getirmediğini; önemli olanın sanatçıyla marka arasında etkileşim yaratmak olduğunu söyledi. Finch’in ardından sahneye merakla beklenen bir başka konuşmacı Shay Drohan geldi. 1998 yılından bu yana Coca-Cola Company’de üst düzey yöneticilik yapan, dünyanın en etkili pazarlamacıları arasında anılan Shay Drohan, MARKA 2012 katılımcıları için “Ortak Değerlerden ‘Ortak Değer’ Yaratmak” başlıklı ilgi çekici bir konuşma yaptı. Ancak belki de konferansın en faydalı sunumu olmasına rağmen süresi bittiği için konuşmasının kesilmesi hepimizin canını sıktı!















MARKA Konferansı’nın keynote / ana konuşmasını geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ne yazık ki Avrupa Birliği Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış yaptı! “İstanbul Markası ve Avrupa İçin Değeri” başlıklı konuşma aynı zamanda MARKA 2012’in açılış konuşması oldu. Bakan Bağış, konuşmasında İstanbul’un marka potansiyelinin en üst seviyede değerlendirmesi gerektiğini söyleyerek “İstanbul’suz bir Avrupa Birliği eksik ve fakir kalır” dedi ve geri kalan konuşmasını hükümet propogandası yapmak için kullandı. Egemen Bağış "tekil" konuşmasının ardından, SkyTurk360 Ekonomi Müdürü Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı. Tam da bu konuşma sırasında twitter'ı ve interneti yıkan Gs-Fb atışması ortaya çıktı. Murat Sabuncu'nun sorularıyla sıkışan bakanın kaçış noktası oldu da diyebiliriz :) Murat Sabuncu'dan sonra, MARKA Konferanslarının Moderatörü BJ Cunningham da Egemen Bağış’a İstanbul markasının bileşenleri ve vaadleri hakkında sorular sordu.



“Keynote” oturumunun ardından sahneye heyecanla beklenen bir başka isim çıktı. Tom’s Kitchen Restaurant’larının kurucusu, 26 yaşında iki Michelin yıldızı kazanmak gibi az görülecek bir başarı yakalamış olan ünlü aşçı Tom Aikens’ı dinlemek bizim için gerçekten farklı bir deneyim oldu. Tom Aikens, “Kişisel Yeteneğe Dayalı Marka Gücü” konulu sunumunu, Doors grubunun Kurucu Ortağı Levent Büyükuğur’la birlikte yaptı. Ünlü aşçının bir de sürprizi vardı. Levent Büyükuğur ve Tom Aikens MARKA 2012 sahnesinden özel bir yemek tarifini uygulamalı olarak izleyicilere anlattılar. Sahnede somon balığı yapan ikilinin  yaptığından örnekler tüm salona dağıtıldı :) Levent Büyükuğur, “Bir kapıdan diğerine hayalleri gerçekleştirmek” konulu konuşmasında ise başarının formülünün tutkuların peşinden gitmek olduğunu, restaurant açmadan önce herkesin bu işin mutfağından geçmesi gerektiğini söylediğini ama aldırmadığını, bildiği yolda ilerlediğini anlattı.



MARKA 2012’de ilk günün ikinci yarısı, 3 Monkeys Communication’ın Kurucusu Angie Moxham’ın konuşmasıyla başladı. Moxham konuşmasında, “PR'ın gerçek değeri yazılan bültenler değil, yaratılan hikayeler” konusuna odaklandı. Alanında tanınan bir isim olan Angie Moxham, büyük başarı yakalayan 'Microsoft - Brandon Generator’ örneğini katılımcılarla paylaştı. Angie Moxham'dan sonra her tarafından reklam akan Tabanlıoğlu Mimarlık sunumunu dinledik. Melkan Gürsel Tabanlıoğlu ve Murat Tabanlıoğlu'nun sunumu o kadar sıkıcı ve markayla alakasızdı ki tüm salon bitse de gitsek moduna geldi!











İsmi MARKA 2012 programında açıklandığında büyük heyecan yaratan,  İsviçre saat endüstrisinin efsane lideri, lüks saat markası Hublot’nun arkasındaki dahi Başkan Jean-Claude Biver, tartışmasız konferansın ilk gününün en çarpıcı sunumunu gerçekleştirdi. Biver’ın konuşmasının konusu “Yenilikçilik ve İsviçre Saat Endüstrisi” olsa da Biver her konuya değindi ve herkese sunum dersi verdi. 20 dakika boyunca kağıda ve prompter'a bakmadan, hiç durmadan ve tökezlemeden konuştu; ilgiyi ayakta tuttu.



Biver'den sonra sahneye otomotiv sektöründen bir isim, Ford Otosan’ın Genel Müdürü Haydar Yenigün çıktı ve “Fonsiyonellikten Akıllı Güzelliğe – Sürdürülebilir Marka Olmanın Sırları” başlıklı sunumunda Ford Transit’in hikayesini anlattı. Haydar Bey espiri yeteneğiyle salonun ilgisini üzerinde tutmayı başarırken;  Transit'in kendi ağzından çekilen film de herkesi duygulandırdı. Yenigün’ün başarılı ve tam zamanında biten sunumunun ardından Kanyon'un Genel Müdürü Cem Eriç’in, “Çağdaş Şehirli Yaşam Merkezi Yaratırken Markalaşmanın Önemi” başlıklı konuşması dinledik ancak yine reklam kokan bir sunumdu ve ilgiyi üzerine çekemedi.



MARKA 2012’de ilk günün son konuşmasını, şimdiye kadar The Economist, Telenor, ABN AMRO, Mexx, Greenpeace International, Unicef ve Philips gibi müşterilerle çalışan “Marka Fikir Mucidi” Nicholas IND gerçekleştirdi. Nicholas IND düşüncelerini, “Co-Creation, Yeni Marka Yönetimi ve Fikri Haklar Boyutu" başlığı altında ifade etti. Bu sunum da ne yazık ki fazla ilgi çekemeyenler kategorisindeydi.

MARKA 2012’de her yıl olduğu gibi bu yıl da konferansa renk katan etkinlikler vardı. World yarışmasıyla Vadaa kazanabiliyorken, Ford standında atılan twitler ile fener kazanıp, Hürriyet standında doğum günü Hürriyet'inizi alabilir veya CNN Türk standında makyaj yaptırıp Tv spikeri olabiliyordunuz :) Aralar bu yıl daha uzun tutulduğu için birçok etkinliği denemeye zamanımız da oldu. Günün sonunda herkes elinde Vadaa maskotu ve doğum günü Hürriyeti ile Swiss Otel'den ayrıldı. Marka konferansı katılımcılarının ve sponsorlarının artık bir aile gibi olduğu düşünüldüğünde seneye de aynı yerde görüşürüz diyerek yazıma son veriyorum...




12 Aralık 2012 Çarşamba

Altın'ın Outlet'i mi Olur Diyenler?

Outlet Altın Fuarı

Televizyonda gördüğüm bir haber üzerine Harbiye Askeri Müze'de başlayan "Outlet Altın Fuarı"na bir göz atmak istedim. Haberde, 12.12.2012, saat 12.00'de başlayan fuarda, Türkiye'de ilk kez pırlanta, altın, gümüş ve saat temalı Outlet Günleri'nin, imalatçı ile nihai tüketiciyi bir araya getirdiği söyleniyordu. Askeri Müze fuar alanına girdiğinizde markaların birçoğunu tanımayınca fuarın "kötü" olduğunu düşünmeyin derim. Tamamiyle birçok katılımcı firmanın direk üretici olmasından kaynaklanıyor. Daha önce tüketiciyle temasa geçmiş olan markalar değil pek çoğu.



16 Aralık Pazar gününe kadar devam edecek olan organizasyonda katılımcı firmaları şu şekilde sıralamak mümkün: Altın ve pırlantada AB Jewellery, Altıntaç Kuyumculuk, Altıntaşlar Kuyumculuk, Aras Kuyumculuk, Bacelli Diamond, Bolis Diamond-Pırlanta, Borsa Gold-Kapalıçarşı, Burag Jewellery, Büşra Pırlanta, Cemcem Mücevherat, Cemil Elmas, Cevherun 24K, Euro Diamond by Montür İş, Falez Kuyumculuk, Fiore Doro, Franco Fontana, Gülaylar Group, Diamond Line, Harem Kuyumculuk, Hemera Pırlanta, Kozan Mücevherat, Lavin Diamond, Lial Pırlanta, Melike Kuyumculuk, Meri Antik Jewellery, Miran Kalustyan, Regold, Roz Diamond, Scent Air, Ser Diamond, Seyrekoğlu Kuyumculuk, Stef Kuyumculuk, Sümela Gümüş-Kazaziye, Şanor Jewellery, Tekvin Pırlanta ve Valentine Diamond gibi çok sayıda firmanın yanı sıra gümüşte Ravza, Dizayn Takı by Aydın Can, Else Silver, saatte Polat Zaman Aletleri firmasının markaları Saint Honore, Lancaster, Jorg Gray, Roccobarocco, D'Factory, Kolber, Westar ve Murat Saat'in distrübütörlüğünü yaptığı Ed Hardy yer alıyor.



Organizasyonda, katılımcılar için takılarını ücretsiz olarak tamir ettirip bakımını yaptırabilecekleri bir stand da kurulmuş. Türkiye'de ilk kez üreticiden direk tüketiciye gerçekleşen bu organizasyonda katılımcılar, Yılbaşı öncesi sevdiklerine değerli mücevherleri imalatçısından, direkt olarak toptan fiyatına satın alabilir ve böylece daha uygun fiyata almış olabilir. Ayrıca yatırım yapmak, farklı saat ve gümüş takılara sahip olmak isteyenler, birçok firmayı tek çatı altında toplayan organizasyonda aradıklarını bulabilirler. Fuar giriş ücreti hafta içi 5 TL, hafta sonu ise 10 TL.  Sizlere son notum: "küçük" meblağda altın almak isteyenler için fiyatlar fazla fark etmiyor ancak evlilik hazırlığı yapanlar varsa, pırlanta takı seti vs almayı düşünenlere faydalı bir fuar olabilir. Bir de müjdem var: Burada alanın biraz dar olduğunu görünce fuar yetkilileriyle konuştum, Mart ayında CNR'da daha büyüğünün yapılacağı bilgisini verdiler. Takipte kalın derim ;) Herkese iyi alışverişler...



10 Aralık 2012 Pazartesi

Yastıklardan Yastıkaltı Yatırıma Sürpriz Çıkışı!


Yastıkaltı yatırıma hiç beklenmeyen bir yerden, yastıkların ta kendisinden tepki geldi!
Şu sıralar Garanti'nin yepyeni internet kampanyasında dile gelen yastıklar yastıkaltı yatırımın getirisini, götürüsünü kendi tatlısert bakış açılarıyla yorumladılar.

Türkiye'nin yakından tanıyıp çok sevdiği isimler: Özkan Uğur, Mazhar Alanson, Bartu Küçükçağlayan ve Gupse Özay'ın sesleriyle hayat verdiği yastıklar yastıkaltı biriktirme alışkanlığı üzerine neşeli yorumlar yapıyor, çektikleri çileyi dile getiriyorlar.

Onların bakış açısından yastıkaltı birikimin zorluklarını, zahmetlerini dinledikçe stres yönetimindeki yeteneklerini takdir edecek, birikim güvencesiyle ilgili kaygılarına siz de hak vereceksiniz. Yastıkların bile 'Yeter artık' dediği yastıkaltı yatırıma güvenli ve kazançlı bir alternatif olarak, neyse ki Garanti hep hizmetinizde.



Yastık altındaki altını ekonomiye kazandırmak amacıyla fiziki altınları mevduat olarak alan Garanti, 98 şubesiyle 'Altın Salısı' hizmeti veriyor. Takı ve altınların değeri, altın eksperleri tarafından hesaplanıp Altın Hesabı’na yatırılıyor. Böylece altın birikimleri çalınma korkusu olmadan garantiye alınıyor.

NET Hesap ise farklı birikim hedefi olan müşterilere vade sonunda elde edilecek net kazancı ilk günden bildiriyor. Birbirinden farklı 4 hesap sayesinde müşteriler hem biriktirme alışkanlığı kazanıyor hem de vade sonundaki getirisini hesap açılışında garantiliyor.

Garanti'nin birikim ihtiyaçlarınız için en uygun çözüm önerileriyle ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz, yorumlar #yastıkaltıyatırım hashtag'inde

Bir bumads advertorial içeriğidir.



4 Aralık 2012 Salı

Hürriyet E-Alışveriş Festivali Başladı!


Yılbaşı telaşı adım adım yaklaşıyor. Hem yılın son gecesine hazırlanmak, hem de sevdiklerinize hediye almak zamanı. Yılbaşı öncesi özel alışveriş siteleri ve online pazarlarda ne var ne yok, burada bulabilirsiniz.

Aralıkta al nisan ayında öde

Sanalpazar.com’da yılbaşı alışverişi için inanılmaz fırsatlar sizleri bekliyor. Yapılan alışverişlerin ödemeleri Nisan 2013’te başlıyor ve üstelik hemen hemen bütün kredi kartlarına peşin fiyatına vade farksız 12 aya varan taksit seçenekleri bulunuyor.

Sanalpazar.com’da 5 binden fazla dükkan ve bu dükkanlarda bir milyondan fazla ürün bulunuyor. Yılbaşı hediyesi seçerken hem çeşitlilik hem de değişiklik arıyorsanız, sanalpazar.com tam size göre. Pırlantadan, iç çamaşırına, beyaz eşyadan kurutulmuş gül yaprağına kadar bin bir çeşitte her keseye ve herkese uygun seçenekler var.

Yılbaşı hediyesini almak son ana kalsa da korkmayın, satıcıların ‘Hızlı Kargo’ ibareli ürünleri 24 saat içinde kargoya veriliyor. Sanalpazar.com’un Yurtiçi Kargo ile işbirliği sayesinde, kargo ücretleri de ekonomik.

Üstelik, geleneksel pazarlardaki gibi, satıcılarla pazarlık edilebiliyor, chat sistemi sayesinde ürünler hakkında sorular sorulabiliyor ve anında cevap alınabiliyor.

Sanalpazar


CepBekçisi sistemi

Satın alınan ürün alıcıya ulaştıktan sonra, incelenebiliyor ve satıcının parası, alıcının onayından sonra ödeniyor. Bu sisteme de ‘CepBekçisi’ deniyor. Alışverişlerden sonra müşteriler satıcılarına ve aldıkları ürüne yorum yapıp puan verebiliyor. Bu yorum ve puanlara bakarak hem en uygun ürünler hem de müşterilerini mutlu eden satıcılar seçilebiliyor.

Her gün 1 TL’den başlayan açık artırmalarla son model akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar, dijital fotoğraf makineleri, televizyonlar çok daha uygun fiyata alınabiliyor.
Herkes bilir, pazarlarda akşamları fiyatlar düşer, buna da ‘akşam pazarı’ denir. Sanalpazar.com’da da böyle bir bölüm var ve adı ‘ucuza gidiyor.’ Satıcılar burada ürünlerini yüzde 50’ye varan indirimlerle satıyor.

Kredi kartı kullanmak istemeyenler de düşünülmüş. Havale/EFT ve Posta Çeki ile de ödeme yapılabiliyor.

Günümüzde belki her işletme e-ticaret yapmak istiyor ama bu her zaman çok kolay olmayabiliyor. Sanalpazar.com’da satıcı olmak da çok kolay! Dükkan açmak, ürünleri satışa sunmak tamamen ücretsiz. Satıcılar müşterilerine sanalpazar.com’un tüm ödeme seçeneklerini sunabiliyorlar, taksitle satış yaparken de paralarını peşin alıyorlar.

Alışverişin tadını çıkarın

Yılbaşı alışverişi ayrı bir keyif! Herkes sevdiklerine bir şeyler alacak. Birçok kişi de, mağaza mağaza gezmek yerine interneti tercih edecek. Sanalpazar.com da, günlük yüz binlerce ziyaretçisi ile önde gelen e-ticaret sitelerinden biri. Satıcılar bu pazarda yerini almalı, alıcılar da mutlaka bu pazara göz atmalı.
Sanalpazar.com’da ister alın ister satın, yılbaşı alışverişinin tadını çıkarın.

Bir bumads advertorial içeriğidir.