15 Aralık 2011 Perşembe

Konferanstan Ziyade Bir Show Ortamı!

Marka Konferansı 2011

Bu yılki marka Konferansı'na çalıştığım şirket sponsor olduğu için ben de katıldım. Uzun zamandır Türkiye'de bir marketing konferansına katılmadığım için beklentim çok büyüktü. Oturumlara baktığımda gerçekten yararlı olacağını düşündüğüm bu konferans 1-2 oturumdan sonra beni hayal kırıklığına uğrattı! Tabii ki bütün oturumları veya bütün konuşmacıları bir tutmak mümkün değil; bazıları gerçekten yararlı olurken bazılarıysa reklam amaçlı sunumlar hazırlamıştı. Kısaca katıldığım 1. gündeki oturumların tek tek üzerinden geçeceğim. 



Oturumlara başlamadan önce konferanslardaki moderatör seçiminin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha hatırlatmak istiyorum. BJ Cunningham tam da bu iş için doğmuş gibiydi. Kendinden emin, rahat tavırlar ve süper sorularla ortamı, konuşmacıları çok iyi yönetti.İlk oturumda Amerikalı tasarımcı Robert Brunner tasarımdan bahsetti. Tasarımdan bahsederken Apple'dan bahsetmemek olur mu? Tabii ki olmaz. Kendisi Apple'ın eski tasarım direktörü olduğu için rahatlıkla bize bir objenin tasarımla nasıl arzu nesnesi olabileceğini anlattı. sunumun ilk bölümü güzeldi ama sonlara doğru sunumdan çok bir reklam şovu izledik. Artık hepimiz Beats kulaklıklarını ve tasarlayanı yakından tanıyoruz!













Brunner'dan sonra sıradaki konuşmacı Devlet Bakanı Egemen Bağış idi. Türkiye'nin markalaşması ve Avrupa Birliği ilişkilerinden bahsetmesi bekleniyordu. Bunlara biraz değinmiş olsa da asıl amacının hükümet propogandası yapmak olduğun daha ikinci dakikada belli oldu. O da konferansın genelindeki şova katıldı ve BJ Cunningham'la konuşmalarında çok iyi cevaplar verdi ancak bunların önceden planlandığı çok belli oluyordu.











Benim konferansta dinlemekten en keyif aldığım isim olan Dr. Kim Winser Obe, realistik sunumuyla kesinlikle çok başarılıydı. İş yaşamında çalıştığı markalardan örnekler veren Kim Winser, hepimize bir şirkette işler kötü giderken nasıl düze çıkılır onu gösterdi! Marks&Spencer ile başlayıp, Pringle ve Acquascutum ile devam etti ve Agent Provecateur ile bitirdi. Marka seminerinde "Marka"ya dair tek konuşma buydu diyebilirim :)










Günün ilk yarısını bu oturumlarla tamamladıktan sonra yemeğimizi yedik. Bir yandan da sponsor markaların açtığı standlara uğradık. Divan'ın çikolatalarını yiyip, Mavi standında jean önlüklerle fotoğraf çektirdik; Maggi'nin standında makarna yiyip, Yapı Kredi'den Vadaa aldık :) Yani konferans aralarında bayağı eğlendik anlayacağınız. Konferans boyunca Habertürk, Radikal ve Hürriyet gazetelerinin dağıtılması da başka olumlu bir noktaydı, bol bol gazete okuduk.












Öğleden sonraki ilk oturum benim bugünü seçmemdeki en önemli sebepti diyebilirim. Nestle'nin konuşmacı olduğu Sosyal Sorumluluk oturumunu sabırsızlıkla beklerken benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Key pointler beklerken tamamen "biz bunu yaptık, projemiz bu" şeklinde bir sunum bulduk. Sunuma hiç çalışılmadığı çok belli oluyordu. Sosyal sorumluluk projeleri olan Antep fıstığından daha fazla verim alma ile ilgili neler yaptıklarını anlattılar ancak bu projeyi neden seçtiler? bu yolda nasıl ilerlediler? hangi zorluklarla karşılaştılar? vs önemli noktalardan hiçbir şey anlatmadılar ve böylece günün en verimsiz sunumuna imza atmış oldular.











Bir sonraki sunum bence günün ikinci en iyisiydi. Vitra ve reklam ajansı Ultra RPm bir reklamın ortaya çıkış sürecini anlattı. Reklamı tanırsınız, su aralar ekranlarda dönen ceylanlı, otantik müzikli banyo reklamı :) Ceylanın kastının nasıl yapıldığından ajansın markayı ikna etmek için neler yapıldığına kadar her şeyi büyük bir samimiyetle anlattılar. Reklamı beğenmesem de Ultra RPM'in kurucu ortağının da dediği gibi böyle cesur müşterilere ihtiyaç var. Risk alınmadığı sürece yeniliklerin olamayacağını düşünen benim gibi biri için bu takdir edilesi bir davranış. Vitra pazarlama direktörünü tebrik ediyorum.



Günün son oturumu Aviva Yönetim Kurulu üyesi Amanda Mc Kenzie'nin "Markayı oluşturan marka olarak yaptıklarıdır" sunumu oldu. Sigorta şirketlerine oldum olası sempatim yoktur ama sunumu önyargısız dinlemeye çalıştım. Çok uzun bir sunum olmuştu (birkaç kez süresini aştı ama yine de zaman verdiler) bir de seçilen videolar hep ajitasyon videolardan oluşuyordu. Bu da beklediğim gibi değildi yani.

Marka Konferansı'na bu yıl gidemeyenler hiç üzülmesin çünkü gerçekten çok boştu. Konferanstan ziyade bir şov ortamı oluşturulmuş. Son söz olarak sahnenin süper tasarlandığını eklemek istiyorum. Umarım seneye çok daha iyi bir konferans olur ve daha esaslı konuşmacılar gelir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme