10 Eylül 2011 Cumartesi

Adriyatik'in İncisi

Dubrovnik

Türkiye'ye yerleşme sürecinden dolayı yazılarıma bir süreliğine ara vermek zorunda kalmıştım. Paylaşacak o kadar çok şey birikti ki uzun uzun yazılar yolda diyebilirim :) Bugünkü yazımda sizlere bayram tatilinde yaptığımız gezimizden bahsedeceğim. Turla yurt dışına çıkmayı pek sevmem aslında, genelde kendimiz ayarlarız otelimizi ve uçağımızı ama bu turun içeriği hep "serbest zaman" olduğu için bu sefer kolaya kaçıp turla gitmeyi tercih ettik. 5 günlük turumuzu çok iyi değerlendirmek istediğimiz için araba kiralayıp yakın ülkeleri de gezdik ve ortaya ufak çapta bir balkan turu çıktı :) Bu yazıda gezimizin asıl merkezi olan Hırvatistan'ın Dubrovnik şehrini anlatacağım, diğer yazılarda ise gezinin geri kalanı Bosna-Hersek ve Karadağ'ı anlatacağım.












Sabah 05:00 uçağı ile Sabiha Gökçen'den uçağa binme anımız ile birlikte turumuz da başlamış oldu. Erken saatte gitmek, o günün de bize kalmasını sağladı. Dubrovnik'in tek havaalanı olan Cilipi havaalanına indikten sonraki ilk durağımız Dubrovnik'e 20 km uzaklıkta olan, Hırvatistan'ın küçük kasabası Cavtat oldu. Cavtat'ta imkanınız olursa denize girmenizi öneririm. Benim şu ana kadar gördüğüm en durgun deniz diyebilirim. Limanda demirleyen lüks yatların da bu nedenle orada olduğunu düşünüyoruz :) Dubrovnik'ten gitmeyi düşünenler 10 numaralı otobüsle 20-25 dk'da Cavtat'a varabilir. Cavtat'ta 1 saat gezdikten ve paramızı bozdurduktan sonra otobüsle Dubrovnik'e doğru yola çıktık. Hırvatistan'da euro geçmiyor, kuna kullanıyorlar. 1 euro, aşağı yukarı 7 kuna'ya denk geliyor. Posta ofislerinden veya merkezlerdeki döviz bürolarından para bozdurabilirsiniz. 












Dubrovnik'teki ilk durağımız Steri Grad (Old City) dedikleri şehir merkezi oldu (ilk fotoğrafta görebilirsiniz). Steri Grad dedikleri şehrin kalesi ve içerinin yapılanması. Burada ilk göze çarpan yapılar; Kalenin surları, Stradun denilen ana cadde, Rektör'ün Sarayı, Onofrio'nun Çeşmesi, St. Blaise kilisesi ve saat kulesi. yaklaşık 4 euro vererek kale surlarını dolaşabiliyorsunuz. Surların içinde ufak bir denizcilik müzesi ve akvaryum da bulunuyor. Kalenin kapısından ilk girişinizde sağ tarafta gördüğünüz çeşme 15. yy'da yapılmış olan Onofrio'nun Çeşmesi. Çeşme, günümüzde de aktif ve sıcak havalarda özellikle turistler tarafından serinlemek amaçlı kullanılıyor. Çeşmenin yanından geçerek düz devam ettiğiniz cadde Stradun caddesi. Caddenin sonuna doğru birçok kafe görebilirsiniz. Stradun'un sonunda karşınıza Orlando sütunu ve saat kulesi çıkacak. Bir efsaneye göre Orlando'nun 8. yy'da şehri korsanlardan korumuş ve bu yüzden hırvatlar için önemli bir yeri varmış. 15. yy'da inşa edilen saat kulesinde dikkatimizi çeken kurşundan yapılan ve ayın hareketine göre şekil değiştirip ayın evrelerini belirten küçük top oldu. 





















Surların içinde bol bol hediyelik eşya bakabilir, yemek yiyebilir veya adalara gitmek isterseniz tekne turu yapabilirsiniz. Dondurmalarının çok güzel olduğunu ayrıca belirtmek istiyorum, biz bol bol yedik, size de tavsiye ederim :) Müzelerden, Rektör'ün Sarayı'nı gezdik. 1435 yılında yapılan Rektör'ün Sarayı'nda 1463'te bir patlama olmuş ve bina yıkılmış. Restore edilip tekrar açılsa da 1667'deki büyük depremde şehirde yıkılan birçok şey gibi bu binada yıkılmış. Günümüzdeki bina depremden sonra tekrar yapılan yeni bina. Binanın içinde Rektör'ün çalışma odasını, 15. yy'dan kalma bazı heykelleri, ahşaptan yapılan özel sandalyeyi ve mahkumlar için yapılan hapishaneyi görebilirsiniz. 












Ufak bir şehir merkezi olduğu için kültür gezinizi tamamlamak için 1 gün yeterli olacaktır. Biz tarihi bölgeyi gezdikten sonra 1 günü de deniz kum güneş tatili olarak planladık ve otelimizin hemen yanında olan copacabana beach'e gittik. 4 yıldızlı olan otelimizin adı Valamar Club & Resort idi ve oda kahvaltı hizmet sunuyordu. Aslında herşey dahil konsepti de varmış ama bizim tur oda kahvaltıyı kapsıyordu. Otelin kahvaltısı çok güzeldi ancak odaları ufaktı ve pek temiz değildi. Babin Kuk bölgesinde yer alan otelimizden 6 numaralı otobüslerle Dubrovnik merkezine 10dk'da ulaşılabiliyordu. 
















Kültür turu ve müze gezmeyi sevenler için Dubrovnik sıkıcı bir yer olabilir ama şehri gezmeyi, yeme-içmeyi sevenlerin beklentilerinin tam olarak karşılandığı bir tatil olacaktır. Denizi çok temiz ve sakin, deniz kum güneş tatili sevenlere  kesinlikle öneriyorum. Herkese iyi tatiller şimdiden :)






2 yorum:

  1. Bilgicim, ellerine sağlık yazıların için. Seneye Hırvatistan turunu yapmaya düşünmeye başladım. Diğer gezilerini de bekliyoruz :)

    YanıtlayınSil
  2. Çok teşekkürler Malikacım, biriken çok şey var,hepsi geliyor arka arkaya ;)

    YanıtlayınSil