17 Haziran 2011 Cuma

Tadı Damağımızda Kalan Lezzetler

Yunan Mutfağı


Yunanistan gezimizle ilgili daha önce birkaç yazı yazmıştım. Ancak beni tanıyan arkadaşlarım hemen yemek yazısı nerede diye sordular :) Ben de artık bu yazıyı yazmanın zamanı geldi diye düşündüm. Yunanistan'da kaldığımız üç gün boyunca sürekli birşeyler yedik, ağzımız hiç boş durmadı desem yalan olmaz. O kadar yedik ki, eşim de ben de kilo alıp geri döndük!











Öncelikle Yunan mutfağı hakkında sizlere kısaca bilgi vermek istiyorum. Uzun yıllar bir arada yaşayan iki millet olduğumuz için yemeklerimiz, hatta isimleri bile çok benziyor. Ancak biraz pişirme usüllerinde biraz da kullanılan malzemeler de fark bulunuyor. Yunan mutfağının vazgeçilmezleri Yunan rakısı olan uzo, balık ve roka. Yunanistan'a su ürünleri ülkesi diyebiliriz . Balık, Yunan mutfağının temel maddesi. Akdeniz ülkesi olmanın avantajıyla bol zeytin yetişmesi bizdeki Ege ve Akdeniz Bölgesi gibi zeytin ve zeytinyağının kullanımını da arttırıyor tabii ki. Yemeklerde bol içki içildiğinden meze kültürü gelişmiştir. Yemeklerde bol baharat kullanırlar. Yemek saatleri bize göre bayağı geç: öğle yemeği 14.00-16.00 arasında, akşam yemeği ise 22.00-23.00 arasında yeniliyor.












Yunan mutfağında salatalar çok önemli bir yer tutuyor. Taze yeşillik ve sebzelerden, hatta otlardan hazırlanan bir salata, mutlaka ızgara, kızartma et ya da balığa eşlik ediyor. Zaten Akdeniz ve Balkan mutfağını inceleyen araştırmacılara göre, Güney Yunanistan’dan, yani Peloponisos, Girit, Onikiada’dan başka hiçbir yerde bu kadar çok sebze ve salata tüketilmiyor. Yunanistan’da zeytin aynı bizdeki gibi geleneksel ve çok tüketilen bir ürün. Onlar da aynı bizim gibi zeytini katık ya da meze olarak doğal halinde yemeyi seviyorlar. Tencere yemeklerine, hamur işlerine, çeşitli salçalara da kullanıyorlar. Yunanlıların sebze ve bakliyata olan düşkünlüğü, toprağın cömertçe sunduğu tahıllar ve sebzeler (domates, patlıcan, biber, bamya, çeşit çeşit otlar…) bütün dünyayı etkileyen, sağlıklı ve dengeli Yunan mutfağının var olmasını sağlıyor. Otlar haşlanarak hazırlanıyor ve her zaman tadı ve kokusu hafif zeytinyağıyla servis ediliyor.












Biz merak ettiğimiz ve yeni tatlar denemeyi sevdiğimiz için farklı yerlerde değişik yemekler istedik menüden. Ancak sol resimde gördüğünüz Greek salad yani Yunan salatası masamızın vazgeçilmezi oldu. İlk akşam yemeğimizi İskeçe'de bir restaurantda yedik. İskeçe'nin bize en büyük artısı oldu diyebilirim :) Türk nüfusun fazla olmasının yansımasını direk gördük. Garsonumuz da Türktü :) Yemekleri beklerken biraz dertleştik onunla ve bölgede eskisi kadar Türk azınlık nüfusu kalmadığını öğrendik, hatta Selanik'te artık hiç Türk kalmadığını söyledi bize. Konuşma esnasında başlangıçlar birer birer gelmeye başladı. Salata, patates kroket ve peynir kroket istemiştik. Hayatımda yediğim en lezzetli peynir kroket olduğunu söylesem hiç de abartmış olmam! Feta'nın farklı tadının da yansıdığı bir peynir kroket olması lezzetini gerçekten çok değiştirmişti. Ana yemek olarak ben tavuk şinitzel istedim, eşimse balık söyledi. Sizlere hatırlatmak istediğim bir şey daha var: Yunanistan'da porsiyonlar gerçekten çok büyük. Bana gelen tavuk şinitzelin ancak yarısını yiyebildim. İki ana yemeğin de lezzeti çok güzeldi.












O kadar çok doymuştuk ki orada tatlı yiyemedik. Tatlılarımızı Kavala'da bir pastanede yedik. Gitmeden önce onların da baklava yaptığını biliyordum ve baklavayı denemek istedik. Bir de banoffee keke benzeyen bir tatlı denedik. Baklavaları çok kötüydü, bizimkiyle kesinlikle kıyaslanamaz. İçi hamur kalmış, tam pişmemişti, üstelik yufkalar birbirine yapışmış, baklavanın o kat kat görüntüsünden eser yoktu. Banoffee ise çok başarılıydı. İlk banoffeelerini İngiltere'de yemiş insanlar olarak, bir kere daha İngilizlerin mutfakta hiçbir şeyi beceremediğini gördük ve kabullendik :)












Ertesi akşam bu kez yolumuz Orta Yunanistan'a düştü. Burada yolumuz çok olduğu için bir yerde oturmadık ve İoannina'da yol üstünde bir şeyler atıştırdık. Yunanlıların, genelde kahvaltıdaki en sık tercihleri olan peynirli börek'e benzeyen bir şey yedik. Buna "Tiropitas" diyorlarmış. Bunun ıspanak ve patates ile yapılanları da bulunuyor. Akşam yemeğimizi ufak bir sahil kasabası olan Parga'da yemeye karar verdik ve sahilin en ucunda, kalabalıktan uzak olan bir restaurant'ı gözümüze kestirdik.












Biz istemeden direk bir başlangıcı kuver olarak getirdiler. İlk resimlerde görebileceğiniz bu başlangıcın bir tarafında zeytin ezmesi ile zeytinyağı, diğer tarafta ise peynirli-yoğurtlu bir meze vardı. İkisinin de tadını beğendik. Biz bu kez başlangıç olarak cacıki, peynirli patlıcan ve Yunan salatası istedik. Cacıki tahmin ettiğiniz üzere bizim cacığa benziyor ancak sulu değil, meyhanelerde getirilen daha koyu cinsinden. Peynirli patlıcan mezesinden daha önce hiç yemedim ama kesinlikle iyi bir fikir. Yunan salatası ise içinde domates, salatalık, kuru soğan, beyaz peynir, zeytinyağı, kekik, turşu biber ve zeytin bulunduran bir salata.












Başlangıçlarımızı afiyetle yedikten sonra sıra ana yemeklere geldiğinde ben kuzuyu tercih ettim, eşimse kalamarı çok övüldüğü için onu denemek istedi. Kuzu yemeklerinden anlayan biri olarak tam kıvamında piştiğini ve çok taze bir et olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kalamarı pek sevmeyen biri olarak benim bile yediğimi düşünürsek, onun da lezzetli olduğu kanısına varabiliriz sanırım :) Kalamarın burada pişirilenden tek farkı sadece yuvarlak dilimler halinde olmayıp, bacaklarının da komple pişirilmesi.











Yemeğin arkasından menüde bulunan Greek Coffee'yi çok merak edip denedik acaba Türk kahvesini mi alıp adını Yunan kahvesi koymuşlar diye ama kesinlikle alakasız bir kahve. Herşeyden önce yarısı süt yarısı su ile yapılan bir kahve ve daha büyük bir fincanda geliyor, tadı da nescafeye daha çok benziyor. Arabayla yolculuk yaptığımız için uzo içmeyelim derken hesabı istememizle birlikte birer kadeh uzoların gelmesi bir oldu :) Meğer restaurant da uzo ikram ediliyormuş. Bir kadehten bir şey olmaz diyerek zaten tadını merak ettiğimiz uzoyu da denemiş olduk bu sayede. Tadı rakıdan daha hafif ve içimi daha kolay ama rakının tadı çok daha güzel.












Her ne kadar yorumlarda tarafsız olmaya çalışıyorsam da yılların getirdiği bir damak tadımız olduğunu da unutmamak gerekir. Ama yolunuz Yunanistan'a düşerse bir kalıp feta ve bir şişe zeytinyağı almadan dönmeyin, çok pişman olursunuz derim. Bir de tabii ki Yunan Salatası ve uzoyu denemeden :) Herkese afiyet olsun şimdiden :)


(p.s.umarım yazıyı gece okumuyorsunuzdur ve resimlere baktıkça canınız istememiştir :P)

2 yorum:

  1. ışınlansak mesela böyle yerlere öğle yemeğine dönsek sonra ertesi başka bir yere ışınlansak : )P
    gitmek istiyorum bir yerlere değişik rahat kafayı boşaltmalı :)

    YanıtlayınSil
  2. Mine Hanım, keşke dediğiniz gibi olsa herşey :) Aslında Ryan Air olsa tr'de hayatımız daha kolay olacak ama malesef :(
    Umarım en kısa sürede siz de istediğiniz, farklı bir yerde yemeklerinizi yersiniz ;)

    YanıtlayınSil