3 Temmuz 2016 Pazar

Nam-ı Diğer Bit Pazarı: Car Boot Sale

Yaz gelince (aslında gelmiyor ama İngilizler gelmiş gibi davranıyor :P), İngilizler için yeni bir eğlence başlıyor: Car Boot Sales yani nam-ı diğer Bit Pazarı. Mayıs ayı itibariyle hemen hemen her Pazar yapılan bu etkinlikte, İngilizler elinde kalan, kullanmadıkları eşyaları arabalarının bagajında veya kendi getirdikleri masalarda sergileyerek, 1-2 pound'tan başlayan fiyatlarla satıyor. Satışa çıkan ürünlerin içinde giysi de var, antika-vintage parçalar da, tabak-çanak yada oyuncak da...Kısaca aklınıza gelen her şeyi bulmanız mümkün.



Olayın birkaç püf noktası var; birincisi etkinlik çok erken başlıyor, ortalama 06:30 ile 12:00 arasında. Erken gitmezseniz hiçbir şey kalmıyor, İngilizler bunu bildiği için erkenden orada oluyor ve gerçekten hızlı ve volümlü bir alışveriş ortamı oluyor. Özellikle antikalarla ilgileniyorsanız erkenden gitmek önemli çünkü bölgenin dealer'ları da gelip araştırma yapıyor ve çok eski parçaları 1-2 pound'a alıp en az 20-30, bazen yüzlerce pound'a satıyorlar! 



Diğer önemli nokta ise havanın durumu; eğer hava aşırı yağmurluysa etkinlik iptal oluyor. Bu yüzden gitmeden önce kontrol etmekte fayda var. İngiltere'ye yolunuz düştüğünde, farklı bir şey yapmak istiyorsanız mutlaka gidin ve görün derim. Hem kültürün bir parçasını yaşamış olursunuz, hem de belki zevkinize göre bir parça bulursunuz. Kim bilir belki siz de bunu benim gibi bir işe dönüştürürsünüz ;) Özellikle Arkeoloji, sanat tarihi gibi bölümler okuyanlar kaçırmasın. Şimdiden bol şans diliyorum.

29 Haziran 2016 Çarşamba

Sofar Birmingham

Uzuuuun bir ara verdiğim blog'uma geri dönüş yapmak istedim. Yazacağım çok şey var arada vaktim olmadığı için yazamadığım ama ilk olarak dün gittiğimiz Birmingham Sofar'la başlamak istedim. Öncelikle Sofar'dan kısaca bahsedecek olursak; Sofar (Sounds From A Room), ünlü olmayan ama yetenekli yerli müzisyenlerle tüketim kültürü üzerine kurulu konserlerden kaçacak yer arayan müzikseverleri bir araya getiren oldukça mütevazi bir etkinlik. 2009'da Londra ve Chicago'da başlayan bu etkinlik serisi şu an Dünya çapında 160 şehirle devam ediyor. 



Sofar'ın konsepti sürprizler üzerine kurulu. Konserde kimin sahne alacağını ya da mekanın neresi olacağını son ana kadar kesinlikle bilmiyorsunuz. Yalnızca bir tarih açıklanıyor ve mail üzerinden yer ayırtıyorsunuz. Konserler çoğunlukla ücretsiz, dolayısıyla hızlı davranan yeri kapıyor. İngiltere'de sistem oldukça düzgün işlediğinden ben de Birmingham ayağı için başvurumu yaptım ve 2 kişi için kabul edildik. Etkinliğin Birmingham ayağı ücretsiz değildi; en azından bu seferki değildi. 2 kişi için 20 pound gibi cüzi bir miktar ödeyerek yerini son gün öğrendiğimiz Birmingham'daki eski ve oldukça büyük bir pub'a gittik.



Sahneye kimin çıkacağını o ana kadar bilmiyorduk. Etkinliğin açılışında 3 farklı performans olacağını öğrendik ve ilk olarak yeni albümü çıkan Hattie Briggs 'i dinledik. Country tarzında müzik yapan Hattie o kadar mütevaziydi ki, bir kez daha bu oluşumun gerçekten iyi müzik dinlemekle ilgilendiğini, dış görünüşün değil içeriğin önemli olduğunu görmüş olduk! Sözleri birbirinden anlamlı 4 şarkıdan sonra Hattie sahneyi Koet the Poet'e bıraktı. Koet, bir öncekinden tamamen farklı olarak hip hop söyledi ve sahneyi ateşleyerek 50-60 civarındaki seyirciyi coşturdu. Bu arada performanslar arasında 10-15 dk aralar oluyor ve bu esnada performansı yapan kişilerle konuşabiliyorsun, imza-cd alma, networking yapma vs. çok eğlenceli ve entellektüel bir ortam oluyor.

video



Bu 4 şarkılık eğlenceli sahneden sonra daha slow pop tarzında ve tecrübeli olduğu belli olan Simon Gregory sahne aldı. Sözleri yine çok anlamlı olan, birbirinden hüzünlü 5 şarkılık performansın sonunda etkinlik sona erdi. Tüm şarkılar gayet sessiz, konsantre bir ortamda akustik olarak söylendi. Oldum olası performans esnasında dinlemeyenlere, kalkıp gidenlere, telefonla oynayanlara vs çok gıcık olan bir insan olarak uzun zaman sonra sahnedeki insana bu kadar saygı duyulan bir ortamın ruhuma iyi geldiğini belirtmeden geçemeyeceğim!



Bu arada, Sofar, 2013'te İstanbul'da da başlamış aslında ancak kim nasıl yapıyor bilemiyorum. Bizde hiçbir sistem işlemediği gibi bu da işlemiyor ne yazık ki...Ben birkaç kez kayıt oldum, ilk başta cevap bile gelmedi, sonra kabul edildiniz dendi ama yer bilgisi gelmedi; en sonunda da maillerime cevap verilmedi! Sizden katılmak isteyenler varsa umarım daha şanslı olursunuz da bu samimi-akustik ortamda kaliteli-farklı müzikleri dinleyebilirsiniz. Unutmadan son dönemin favorisi Kalben'in de Sofar'dan çıktığını hatırlatayım ;) 

27 Haziran 2016 Pazartesi

Midlands'in Şirin Kasabası: Banbury

Haziran itibariyle ikinci defa İngiltere'ye yerleştik ama bu kez Londra yerine, Londra'ya 1 saat uzaklıktaki Banbury'deyiz. Banbury, Oxfordshire'a bağlı olan, Midlands'in en güneyinde yer alan, Londra'ya hızlı trenle 1 saat uzaklıkta şirin bir kasaba. Zaten İngiltere'ye genel olarak bakıldığında, Londra, Manchester ve Liverpool merkezlerini saymazsak gerisi koskocaman bir kasabalar topluluğu. Mantık da genel olarak aynı, her yerde bir ana cadde; bu caddede sağda solda dükkanlar ve 1-2büyük süpermarket. Kasabanın büyüklüğünü caddenin uzunluğundan anlayabilirsiniz :)

Banbury Cross

Banbury, Cherwell Nehri'nin kıyısında yer alan, 47.000 nüfuslu, oldukça eski bir kasaba. İlk yerleşimin 200'lü yıllarda; ismini almasının ise 600'lü yıllarda olduğu düşünülüyor. Günümüze gelecek olursak, şehrin yapılaşmasına baktığınızda hala o tarihi yapıyı koruduğunu görebilirsiniz. Örneğin, aşağıda fotoğrafını görebileceğiniz şehrin en önemli sinemalarından biri olan Odeon binası dışarıdan size sinemadan çok müzeyi andıracaktır. Ana caddede yer alan tarihi saat şehrin en öenmli buluşma yerlerinden biri. Banbury Cross adı verilen yapı 1859'da yapılmış ve hala aynı şekilde duruyor.

Odeon Sineması

Şehirde gezilecek en önemli yer High Street denilen ana cadde; bunun yanında Castle Quay alışveriş merkezinin içinde yer alan Banbury Müzesi de gezilebilir. Alışveriş merkezi deyince bizim yeni yapılan beton yığınları gibi düşünmeyin, her şeyde olduğu gibi burası da tarihi bir merkez :)

Castle Quay
Castle Quay

Midlands'i ziyaret edenler veya bu civarda yaşayanlar için Banbury, bol bol parkı ve nehiriyle güneşli bir günde gezilebilecek, eğlenceli bir İngiliz şehri. Bu arada bu küçük kasabanın Douwe Egberts'in merkezi olduğuna inanası gelmiyor insanın ama markanın doğuş yeri burası. Şimdiden keyifli geziler, iyi eğlenceler ;)