14 Haziran 2017 Çarşamba

Izer Hotel Bodrum

Tarihler bu sekilde denk geldigi icin bu sene sezonu biraz erken açtık. Alacati'nin bu donemlerde buz gibi oldugu dusunuldugunde nereye gidelim derken tabi ki geriye kalan tek alternatif Bodrum'du. Su soguk mudur? aman hava da bi turlu isinmadi ki diye konusurken kendimizi Bodrum'da bulduk. 



Bilenler bilir, ben iflah olmaz bir deneyimciyimdir; yani her seyi denerim; ayni seylerden (genelde) cabuk sikilirim. Dolayisiyla, Bodrum'a milyon kez gitmis olmama ragmen, her seferinde farkli otelde kaldigim icin hic bikmam Bodrum'dan. Bu kez de Ets'den otellere bakarken annemle gidecegimiz icin  kucuk bir otel olsun ki yurumesi kolay olsun diye dusunduk. Zaten her ne kadar sezon baslamamis olsa da buyuk otellerin kesmekesinden yorulduk ve biktik artik. Tum bunlarin isiginda Izer Hotel (daha once hic duymamistik) de neymis ki; iyi midir? Torba'ya da daha once hic gitmedim, ruzgarli mi ki acaba derken yorumlari da okuyarak Izer Hotel'i ayarladik.












Yillar icerisinde surekli seyahat eden bir insan olarak kendimi bayagi gelistirdim; artik temiz olan her yerde ayirt etmeden kalabiliyorum. Dolayisiyla temizse benim icin problem yok ama annem de begenir insallah diye dusunerek otele giris yaptik. Kesinlikle bekledigimizden cok daha iyi cikti; hatta o kadar ki Eylul'de tekrar gidecegiz!




Konu basliklarini soyle ozetleyeyim: Temizlik - 10 uzerinden 9 veriyorum; 1 puani kesmek de adetten; malum hicbir sey mukkemmel degildir. Oda, deniz kenari, restaurantlar vs her yer oldukca temizdi.



Deniz bir yaz tatilinde benim icin en onemli sey! Oyle kolay kolay da deniz begenmem; nice buyuk oteller gorduk, denizleri yuzunden benim icin bir hic oldu... Denizin benim icin iyi olmasi demek; bir kere kiyidan girilebiliyor olmali; iskele denizcisi degilim kesinlikle! Ikincisi soguk olmali (Bozcaada gibi degil tabi ama Antalya gibi de imamin abdest suyu gibi olmamasi lazim; neticede denize ferahlamaya giriyorsun; eger ferahlayamayacaksam anlami ne o denizin!). Ucuncusu tabi ki temiz olmali; yosunlu yada yat atiklarinin geldigi denizde kim yuzmek ister ki?! Son olarak sig da olursa degmeyin keyfimize!

video

Denizle ilgili bol bol foto ve video yukluyorum ki daha acik olsun. Deniz oldukca temiz, tam kivaminda serin ve kiyidan girilebiliyordu. Cok az tas var ama cok rahatsiz etmiyor. Iskelesi de var zaten, orayi da kullanabilirsiniz. Havuz insani olmadigimiz icin biz girmedik ama 2 buyuk havuzu var. Birinde ozellikle cocuklarin ilgisini ceken kaydiraklar da var; fotolarini ekledim ilgilenenlere :)

Son olarak yemeklere deginirsek; ascilar gercekten cok iyiydi! Ozellikle etli ana yemekler ve pilavda bana rakip olabilirlerdi:P vejeteryanlar icin cok secenek yok ana yemekte ama full zeytinyagli ve salata bufesi var; keyifle yenebilir. Yemekler oldukca temiz ve lezzetli; bunun sonucunda mis gibi kilolarimizi alip geri donduk, siz siz olur bizim yaptigimiz hataya dusmeyin ve dikkatli yiyin derim :)

Sorulariniz olursa yorum olarak birakin, en kisa surede geri donerim zaten. Simdiden iyi tatiller diliyorum herkese :) Bayramda gidecekler aman dikkat, oldukca yogundu otel, bir an evvel rezervasyonu yapip satin alin derim. 

p.s. Ingilizce klavyenin de kusuruna bakmayin lutfen :P

3 Temmuz 2016 Pazar

Nam-ı Diğer Bit Pazarı: Car Boot Sale

Yaz gelince (aslında gelmiyor ama İngilizler gelmiş gibi davranıyor :P), İngilizler için yeni bir eğlence başlıyor: Car Boot Sales yani nam-ı diğer Bit Pazarı. Mayıs ayı itibariyle hemen hemen her Pazar yapılan bu etkinlikte, İngilizler elinde kalan, kullanmadıkları eşyaları arabalarının bagajında veya kendi getirdikleri masalarda sergileyerek, 1-2 pound'tan başlayan fiyatlarla satıyor. Satışa çıkan ürünlerin içinde giysi de var, antika-vintage parçalar da, tabak-çanak yada oyuncak da...Kısaca aklınıza gelen her şeyi bulmanız mümkün.



Olayın birkaç püf noktası var; birincisi etkinlik çok erken başlıyor, ortalama 06:30 ile 12:00 arasında. Erken gitmezseniz hiçbir şey kalmıyor, İngilizler bunu bildiği için erkenden orada oluyor ve gerçekten hızlı ve volümlü bir alışveriş ortamı oluyor. Özellikle antikalarla ilgileniyorsanız erkenden gitmek önemli çünkü bölgenin dealer'ları da gelip araştırma yapıyor ve çok eski parçaları 1-2 pound'a alıp en az 20-30, bazen yüzlerce pound'a satıyorlar! 



Diğer önemli nokta ise havanın durumu; eğer hava aşırı yağmurluysa etkinlik iptal oluyor. Bu yüzden gitmeden önce kontrol etmekte fayda var. İngiltere'ye yolunuz düştüğünde, farklı bir şey yapmak istiyorsanız mutlaka gidin ve görün derim. Hem kültürün bir parçasını yaşamış olursunuz, hem de belki zevkinize göre bir parça bulursunuz. Kim bilir belki siz de bunu benim gibi bir işe dönüştürürsünüz ;) Özellikle Arkeoloji, sanat tarihi gibi bölümler okuyanlar kaçırmasın. Şimdiden bol şans diliyorum.

29 Haziran 2016 Çarşamba

Sofar Birmingham

Uzuuuun bir ara verdiğim blog'uma geri dönüş yapmak istedim. Yazacağım çok şey var arada vaktim olmadığı için yazamadığım ama ilk olarak dün gittiğimiz Birmingham Sofar'la başlamak istedim. Öncelikle Sofar'dan kısaca bahsedecek olursak; Sofar (Sounds From A Room), ünlü olmayan ama yetenekli yerli müzisyenlerle tüketim kültürü üzerine kurulu konserlerden kaçacak yer arayan müzikseverleri bir araya getiren oldukça mütevazi bir etkinlik. 2009'da Londra ve Chicago'da başlayan bu etkinlik serisi şu an Dünya çapında 160 şehirle devam ediyor. 



Sofar'ın konsepti sürprizler üzerine kurulu. Konserde kimin sahne alacağını ya da mekanın neresi olacağını son ana kadar kesinlikle bilmiyorsunuz. Yalnızca bir tarih açıklanıyor ve mail üzerinden yer ayırtıyorsunuz. Konserler çoğunlukla ücretsiz, dolayısıyla hızlı davranan yeri kapıyor. İngiltere'de sistem oldukça düzgün işlediğinden ben de Birmingham ayağı için başvurumu yaptım ve 2 kişi için kabul edildik. Etkinliğin Birmingham ayağı ücretsiz değildi; en azından bu seferki değildi. 2 kişi için 20 pound gibi cüzi bir miktar ödeyerek yerini son gün öğrendiğimiz Birmingham'daki eski ve oldukça büyük bir pub'a gittik.



Sahneye kimin çıkacağını o ana kadar bilmiyorduk. Etkinliğin açılışında 3 farklı performans olacağını öğrendik ve ilk olarak yeni albümü çıkan Hattie Briggs 'i dinledik. Country tarzında müzik yapan Hattie o kadar mütevaziydi ki, bir kez daha bu oluşumun gerçekten iyi müzik dinlemekle ilgilendiğini, dış görünüşün değil içeriğin önemli olduğunu görmüş olduk! Sözleri birbirinden anlamlı 4 şarkıdan sonra Hattie sahneyi Koet the Poet'e bıraktı. Koet, bir öncekinden tamamen farklı olarak hip hop söyledi ve sahneyi ateşleyerek 50-60 civarındaki seyirciyi coşturdu. Bu arada performanslar arasında 10-15 dk aralar oluyor ve bu esnada performansı yapan kişilerle konuşabiliyorsun, imza-cd alma, networking yapma vs. çok eğlenceli ve entellektüel bir ortam oluyor.

video



Bu 4 şarkılık eğlenceli sahneden sonra daha slow pop tarzında ve tecrübeli olduğu belli olan Simon Gregory sahne aldı. Sözleri yine çok anlamlı olan, birbirinden hüzünlü 5 şarkılık performansın sonunda etkinlik sona erdi. Tüm şarkılar gayet sessiz, konsantre bir ortamda akustik olarak söylendi. Oldum olası performans esnasında dinlemeyenlere, kalkıp gidenlere, telefonla oynayanlara vs çok gıcık olan bir insan olarak uzun zaman sonra sahnedeki insana bu kadar saygı duyulan bir ortamın ruhuma iyi geldiğini belirtmeden geçemeyeceğim!



Bu arada, Sofar, 2013'te İstanbul'da da başlamış aslında ancak kim nasıl yapıyor bilemiyorum. Bizde hiçbir sistem işlemediği gibi bu da işlemiyor ne yazık ki...Ben birkaç kez kayıt oldum, ilk başta cevap bile gelmedi, sonra kabul edildiniz dendi ama yer bilgisi gelmedi; en sonunda da maillerime cevap verilmedi! Sizden katılmak isteyenler varsa umarım daha şanslı olursunuz da bu samimi-akustik ortamda kaliteli-farklı müzikleri dinleyebilirsiniz. Unutmadan son dönemin favorisi Kalben'in de Sofar'dan çıktığını hatırlatayım ;)